İtikaf

Yemek Tarifleri

İtikaf, Arapça bir kelimedir; lügatte menetmek veya bir şeye yönelip üzerinde ısrarla durmak anlamlarında kullanılır. Şeriat ıstılahındaki tarifi ise: «Beş vakit namazın cemaatle kılındığı bir mescitte veya o hükümdeki bir yerde ibadet kastıyla kalmaktır.» Bu tanım erkeklere göredir. Yani bir erkek, itikâfa ancak beş vakit ibadete açılan bir camide veya o hükümdeki bir yerde girebilir.

Kadınların böyle bir camide itikâfa girmeleri tanzihen mekruhtur (helaldir, fakat çirkin görülmüştür.) Bunun için kadınlar itikâfa evlerinde namazlarını kıldıkları, namazgah haline getirdikleri odalarında girerler.

İhlas ve samimiyetle yapılan bir itikâf en şerefli ameldir. Çünkü itikâfa giren oruçludur, kendini Ahiret ’e vermiş, ibadet deryasına dalmış, bir namazı bitirince iştiyakla diğer namaz vaktini bekleyen bir bahtiyardır. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem «Bir namazı bitirdikten sonra namazgahında oturup diğer namaz vaktini bekleyen, namazdaymış gibi sevap kazanır.» buyurmuştur. Namaz ise, amellerin en üstünüdür. Öyle ise itikâfa giren daima en üstün amelle meşguldür, demektir.

İtikâf, Ramazan ayına has olmamakla birlikte daha çok bu ayda yapılır. Bu da Efendimiz Sallallahü aleyhi ve sellem’den miras kalan bir sünnettir. Yani itikâf ibadeti sünnet olduğu gibi bunun Ramazan’da yapılması da ayrı bir sünnettir. Nitekim Ömer radiyallahü anh’in oğlu Abdullah radıyallahü anh şöyle demiştir:

«Rasülullah s.a.v. Ramazan’ın son on gününde itikâf buyururdu.» (Buhari-Müslim).

Aişe radıyallahü anha da şöyle diyor :

«Rasülullah sallallahü aleyhi ve sellem Ramazan’ın son on gününde itikâf ederdi. Bu adeti, Allah Teala ruhunu kabzedinceye kadar sürmüştür. Ölümünden sonra da hanımları itikâf ettiler.» (Buhari-Müslim)

Ebü Hüreyre radıyallahü anh de şöyle demiştir :

«Nebi sallallahü aleyhi ve sellem her Ramazan’da on gün itikâf buyururdu. Ruhunun kabza olunduğu sene ise yirmi gün itikâf etti.» (Buhari)

Bütün bu rivayetler itikâf ibadetinin önemini aksettirmekte, Allah Rasülü’nün bu mevzudaki hassasiyetini vurgulamaktadır.

İTİKAFIN KISIMLARI

İtikâf üç kısımdır:

Vacip,

Sünnet,

Müstehab itikâflar.

VACİP İTİKAF

Kişinin nezir (adak) yoluyla üzerine vacip kıldığı itikâftır. Bu da nezrin mahiyetine göre iki çeşittir :

  1. a) Mutlak adak yoluyla. Yani bir şarta bağlanmadan nezredilen itikâftır. Mesela: «Allah rızası için on gün itikâfa girmek borcum olsun» şeklinde yapılan itikâf adakları gibi ki herhangi bir zamanda yapılmaları mümkündür.
  2. b) Yani bir şarta bağlı olarak yapılan nezir itikâfla. Mesela: «Falan işim gerçekleşirse beş gün itikâfa girmek
    Allah için borcum olsun» şeklinde yapılan bir itikâf nezri gibi.

Vacip itikâflarda oruç şart olduğundan, bunlar bir günden eksik olamazlar.

SÜNNET OLAN İTİKAF

Ramazan’ın yirmisinden itibaren sonuna kadar her yerleşim merkezinde bir mescitte veya o hükümdeki bir yerde itikâfa girmek Sünnet-i kifayedir. Yani Müslümanlardan bazıları bu sünneti yerine getirirlerse, diğerlerinden mesuliyet kalkar, yoksa hepsi sorumlu olurlar.

Sünnet olan itikâfta oruç şart olduğundan, oruç tutamayan hasta kişilerle bu sünnet yerine getirilmiş olmaz.

MÜSTEHAB OLAN İTİKAF

Bu itikâflar için vakit ve süre şartı yoktur. Camiye giren bir kimse: «İtikâfa niyet ettim» deyip camide beş-on dakika kalsa, kaldığı sürece itikâfa girmiş sayılır. Camiden çıkınca itikâf sona erer

İTİKAFIN ŞARTLARI

İtikâf bir ibadettir ve her ibadetin olduğu gibi itikâfın da kendine göre şartlan vardır. Bunlar, şunlardır:

1)       Müslüman olmak,

2)       Niyet etmek. Kalp veya dille itikâfa niyet edilmeden camide kaç gün durulursa durulsun, bu bekleyiş itikâf yerine geçmez.

3)       Akıllı olmak. Delilerin ve ne yaptığının farkında olmayan çocukların itikâfla sahih değildir. İtikâfta erginliğin ispatı veya erginlik çağma gelmiş olmak şart görülmediği gibi erkeklik ve hürriyet de şart değildir.

4)       Cünüplükten, hayız ve lohusalık hallerinden temizlenmiş olmak.

5)       Oruçlu olmak. Oruç vacip ve sünnet itikâflar için şarttır. Müstehab itikâf için şart değildir.

6)      İtikâfa beş vakit namazın cemaatle kılındığı bir mescitte veya imam ve müezzini olan mescit hükmündeki bir yerde girilmelidir.

Bu şart, erkeklere hastır. Kadınların kendi evlerinde itikâfa girmeleri gerekir. Onların camilerde itikâfa girmeleri
mekruhtur. Kadınlar evlerinde itikâfa girmek istediklerinde, namazgah olarak kullandıkları bir özel yer varsa, itikâfa orada girerler. Böyle bir yer yoksa, evlerinden bir bölümü itikâf odası olarak ayırırlar ve burada itikâfa girerler. Burası kendileri için mescit sayılır. itikâf süresince- zaruri ihtiyaçları dışında-buralardan çıkmazlar.

İTİKAFIN EDEBLERİ

1)      İtikâf süresince hayırdan başka bir şey söylememek

2)      Ramazan’da tüm on gün itikâf yapmak.

3)      itikâf için Mescit-i Haram, Mescit-i Nebevi ve Mescit-i Aksa dışında kalan mescitlerden cemaati en kalabalık mescidi tercih etmek.

4)      İtikâf süresince Kur’an-ı Kerim okumak, hadis mütalaa etmek, Peygamberlerin hayatlarıyla alakalı sahih haberleri okumak, Dini meseleleri öğrenmek, öğretmek, yazmak.

5)      İtikâfa girenin en güzel elbiselerini giymesi ve güzel kokular sürünmesi.

İTİKAFI BOZAN VE BOZMAYAN ŞEYLER

1)      İtikâf mahallinden çıkmak: İtikâfa giren kimse özürsüz olarak itikâf mahallinden çıkarsa itikâfı bozulur. Yalnız bu, nezredilen vacip itikâflara aittir. Nafile (sünnet ve müstehab) itikâflarda özürlü veya özürsüz itikâf mahallinin dışına çıkmak itikâfa zarar vermez. Vacip itikâflarda, itikâf mahallinin dışına çıkmayı mubah kılan ve itikâfı bozmayan özürler üç kısımdır :

  1. a) Tabii özürler: Büyük ve küçük def-i hacet için itikâf mahallinden çıkılır, ihtiyaç görülür ve beklenmeden dönülür. Rüyalanmak (ihtilam olmak) dolayısıyla cünüp olan camide yıkanacak yer yoksa dışarı çıkar, yıkanır ve beklemeden geri döner.
  2. b) Şer’i özürler: İtikâfa girilen camide Cuma namazı kılınmıyorsa, Cuma Namazı için başka camiye çıkılır. Yalnız Cuma vaktinden çok önce çıkılmaz. İç ezandan önce dört rekat kılınabilecek şekilde Cumanın evvelinde orada bulunulmaya çalışılır ve namazdan sonra Cumanın son sünnetiyle zuhr-i ahır ve vaktin son sünneti kılındıktan sonra hemen itikâf yerine dönülür.
  3. c) Zaruri özürler: İtikâfa giren kimse, itikâfa girdiği mescitte itikâfını sürdürdüğünde, malına veya canına bir zarar geleceğinden korkarsa yahut bulunduğu mescit yıkılacak olursa, bu durumda başka bir mescide geçerek itikâfını orada sürdürür. Birinci mescitte yaptığı itikâfları İkincisine ilave eder.

Vacip olan bir itikâfta, itikâf mahallini sebepsiz yere terk etmek itikâfı bozduğu gibi günaha da vesile olur. Evinin bir köşesinde itikâfa giren kadın için durum aynıdır. Yani böyle bir kadın da özürsüz olarak itikâf odasını terk edemez, terk kederse itikâfı bozulur.

2)      İtikâfta iken unutarak da olsa cinsel ilişkide bulunmak haramdır ve itikâfı bozar. İtikâfta bulunan kimsenin hanımıyla oynaşması da haramdır. Oynaşma esnasında inzal (boşalma) olursa itikâf bozulur. Boşalma
vuku bulmazsa itikâf bozulmaz.

3)      Birkaç gün devam eden bayılma veya delirme halleri itikâfı bozar.

4)      İtikâf esnasında bir şey yiyip-içmek, nikahlanmak, uyumak, mescidin içinde gezinmek, – kapısı mescidin dışında bile olsa – minareye çıkıp ezan okumak itikâfı bozmaz.

5)      Cenaze namazı kılmak için, hasta ziyareti için, şahitlik için itikâf mahallinden ayrılmak vacip itikâfları bozar. Ancak nezir esnasında cenazelere gitmeyi, hasta ziyaretinde bulunmayı, ilim meclislerine devam etmeyi istisna edenin istisnalar geçerlidir. O halde, bu istisnaları yapan cenazelere çıkabilir, hasta ziyaretine gidebilir, ilim meclislerini izleyebilir.

İtikafların kazası

Başlanıldıktan sonra bırakılan nafile (sünnet ve müstehab) itikâfın kazası lazım gelmez. Nezir (adak) yoluyla üstlenilmiş vacip bir itikâf bozulunca kazası gerekir. Bu kaza, ya itikâfa yeniden başlamak ya da yalnız bozulan günü kaza etmekle olur. Şöyle ki: Bir kimse herhangi bir ay peş peşe itikâfa gireceğini nezrettikten sonra itikâfa girse ve on gün itikâfta kaldıktan sonra meşru bir mazereti olmadan dışarı çıksa veya orucunu yese, yeniden bir aylık bir itikâfa başlaması gerekir.

Fakat böyle peş peşe itikâfa girilmesi şart koşulmaksızın sadece belli bir süre itikâf adanır ve bu itikâf esnasında itikâfı bozan bir iş yapılırsa, yalnız o günün kazası gerekir. Bu bozma, diğer günleri etkilemez.

itikâfla ilgili bazı meseleler

İtikâfa giren kimse – satacağı eşyayı mescidin içinde bulundurmaması şartıyla – itikâf esnasında kendisinin ve ailesinin bazı ihtiyaçları için alış-veriş yapabilir, bu caizdir. Fakat bu alış-verişi ticaret amacıyla yapmak tahrimen mekruhtur.

Muayyen bir yerde – mesela Mescit-i Haram ’da – itikâfa girmeyi nezreden kimse, başka bir camide itikâfa girerek adağını yerine getirebilir.

Nezredilen itikâfta oruç şart olduğundan, yalnız gece itikâfa girmeyi nezredenin nezri geçersizdir. Yine imsaki müteakip yiyip içtikten sonra o gün itikâfa girmeyi adayanın nezri muteber sayılmaz.

  • Yalnız gündüzleri itikâfa girilmeye nezredilmesi sahihtir, bu durumda fecrin doğuşunu müteakip (yani imsakten itibaren) mescide girilir ve Güneş battıktan sonra mescitten çıkılır.

Otuz gün itikâfa girmeyi nezreden, ara vermeden tam otuz gün itikâf yapması lazım gelir.

«Gelecek Perşembe günü itikâfa girmek borcum olsun», yahut: «Şaban Ay’ında itikâfa girmeyi nezrediyorum» diye adakta bulunan kimse. Perşembe’den önceki bir günde veya Recep ayında itikâfa girse, nezrini yerine getirmiş olur.

Geçmiş bir günün veya ayın itikâfını adamak nezir sayılmaz.

Hasta iken bir ay itikâfa girmeyi adayıp da iyiliğe kavuşmadan ölen kimseye bir şey lazım gelmez. Ama arada bir gün iyileştikten sonra tekrar hastalanırsa, vefat etmeden önce varislerine kendi namına malının üçte birinden bir aylık fidye vermelerini vasiyet eder.

Muayyen bir Ramazan’da; mesela Hicrî 1414 senesinin Ramazan ayında itikâfa girmeyi nezreden kimsenin o Ramazan’da tutacağı Ramazan orucu, nezir orucu yerine de geçer. Fakat bu nezre rağmen oruç tutmayıp itikâf yapmazsa, başka bir zamanda hiç fasılasız otuz gün oruç tutup itikâfa girmesi lazım gelir. Diğer Ramazanlarda itikâfa girilerek tutulacak oruçlar bu nezri karşılamaz.

Nezirlerde kalbî niyetler kafi’ değildir, bizzat sözle ifade edilmeleri gerekir. Gecelerin de dahil edildiği itikâf nezirlerinde, itikâfa akşam Güneş batmadan önce girilir ve son gün Güneş battıktan sonra çıkılır.

Nezir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı

Yükleniyor...
Başa dön tuşu