İslami Rüya Tabirleri Rüya Tabirleri rüyada yılan görmek rüyada kedi görmek rüyada fare görmek rüyada köpek görmek rüyada ağlamak rüyada hamile olduğunu görmek rüyada kavga etmek rüyada deprem olduğunu görmek rüyada eski sevgiliyi görmek rüyada kar görmek rüyada bebek görmek rüyada deniz görmek rüyada para görmek rüyada balık görmek Rüyada At Görmek
DOLAR
8,1550
EURO
9,7089
ALTIN
457,33
BIST
1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağışlı
11°C
İstanbul
11°C
Yağışlı
Pazar Çok Bulutlu
13°C
Pazartesi Çok Bulutlu
13°C
Salı Parçalı Bulutlu
15°C
Çarşamba Gök Gürültülü
18°C

Dua Nedir?

Dua Nedir?
27.02.2021
0
A+
A-

Dua Nedir?

Dua nedir, insanın varlığındaki İlahî gücün ortaya çıkartılması tekniğinden başka bir şey değildir!

Bu sebeptendir ki; insan, tam bir konsantrasyon ile dua edebildiği anda, imkânsızmış gibi görünen pek çok şeyin gerçekleştiğini görür.

İşte bu yüzdendir ki, insanın en güçlü silâhı duadır.

Dua mekanizmasından en büyük verimi almak istiyorsak, özellikle ve öncelikle şekli ve yeri konusunda bazı hususlara önem vermek zorundayız.

Dua; müminin kendini Allah’a yaklaştırmak için yaptığı bir çaba, psikolojik bir rahatlık, huzur ve mutluluk kaynağıdır.

Dua; müminin Rabbi ile irtibatını sağlar, Allah’a olan inancını ve güvenini pekiştirir, sıkıntılı ve darlık zamanlarında bir ümit ve sığınak olur, insani yalnızlık hissinden kurtarır.

Dua; maddî hastalıklara zemin hazırlayan stres, sıkıntı ve dertleri yok eder, psikolojik ve ruhsal hastalıklara ilaç olur, maddî hastalıkların iyileşmesini hız­landırır.

Dua; insani görünür görünmez kaza, bela ve musibetlerden korur, insanın hayır ve hasenat yapmasına vesile olur, alçak gönüllü olmasını sağlar, insana kulluğu hatırlatır ve onu yüce Allah’ın gazabından korur.

Dua; insanın yalnızlığını giderir, insana dert ortağı olur. İnsan ancak gücü­nün yettiği isleri yapabilir ve sıkıntıların üstesinden gelebilir, fakat gücünü asan konularda zorlanır. Bu zorluk insana aczi yetini, kulluğunu ve Rabbini hatırlatır, Ondan yardım istemeye yöneltir.

Zorlukları yenme ve islerde başarılı olmanın yolu duadan geçer. Pek çok insanın başarısının arkasında ağzı dualı insanların / anne-babanın hayır duası vardır. Birçok sıkıntı ve başarısızlığın arkasında zulüm ve mazlumun bedduası vardır.

Dünya nüfusunun yoğunluğuna rağmen birçok insan, yalnızlıktan şikâyet eder. Fertler arasındaki iletişim zayıflığı, sevgi yetersizliği, komşuluk ve arka­daşlık bağlarının kaybolması sebebiyle insanlar, birbirlerine yabancılaşmıştır. “Ferdileşme” olarak adlandırılan bu olgu, bireylerin hayata bakışlarını olumsuz etkiler.

Böylecene insan, kalabalıklar içinde yalnızlık çeken bir varlık konumuna düşer. Bu nedenlerle stres, gerilim, sıkıntı ve yalnızlığın sonucu “depresif” has­ta sayısı her geçen gün artmaktadır. Endişe, güvensizlik, trafik sıkışıklığı, ulaşım zorluğu, is hayatındaki rekabet, gelecek hakkında ki belirsizlik ve geçimsizlik gibi olgu ve kaygılar, kişinin ruh hâlini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tür bunalım ve çıkmaza giren bir kısım insanlar, olumsuz eylem ve davranışlara, sakinleştirici ve uyuşturucu maddelere yönelmektedir.

İşte bu gibi durumlarda insandaki Allah ve ahret inancı ön plana çıkar; sabır, irade, azim, çalışma, te­vekkül ve dua gibi dinî değerler, insanları zorluklara karşı motive eder, psikolo­jik rahatlama sağlar, yalnızlık hissini ortadan kaldırır, manevî güç verir.

Dua; müminler için manevî bir sığınaktır, yardım, moral ve güç tazeleme kapısıdır. Bu itibarla dua, Müslüman’ın hayatinin ayrılmaz bir parçasıdır, gece­sinde ve gündüzünde, evinde ve is yerinde gönlü ve dili hep duadadır Müslüman’ın. Duası kabul olan kullar arasına girebilirse insan, dünya ve ahret mutlu­luğuna ermiş demektir.

Sahabeden Hz. Enes’in bildirdiğine göre; “Dua eden müminin en az üç kazanımı olur: İstediği hemen verilir veya günahı bağışlanır veya sevabı ahrete bırakılır.” (Abdürrazzâk, Dua, No: 19649)

Peygamberimiz (s.a.v.) de söyle buyurmuştur:

“Dua eden bir müminin; günah olan bir şeyi istemedikçe veya akrabalık ilişkisini kesmek için dua etmedikçe, Allah ya onun duasını kabul eder veya ondan duası nispetinde bir kötülüğü uzaklaştırır veya onun duası kadar günahlarını siler.” (Abdürrazzâk, Dua, 18650)

Ne Zaman Dua Edilir?

Ne zaman dua edilir, İnsan her zaman ve her yerde dua etmelidir. İnsan sadece sıkıntılı ve zor anlarında değil, sevinçli ve huzurlu anlarında dua etmelidir.

Yani bu hallerini Allah’la paylaşmalı ve şükür etmelidir.

Çünkü biliyoruz ki Allah sevinçli anını kendisiyle paylaşanın, sıkıntılı anların da onun yardımcısı ve tecellisi olmuştur.

Yani aklımızın her estiği zaman, içimizden geldiği her zaman dua etmeliyiz.

Allah Telâ bir ayeti kerimede sıkıntı ve ihtiyaç içinde olanın duasını kabul ettiğini haber veriyor.

Yoksa kendisine dua ettiği zaman, sıkıntı içinde kalana icabet eden ve kötülüğü açıp gideren ve sizi yerde hükümdarlar kılan mı (hayırlıdır?) Allah ile beraber bir ilâh mı vardır? Siz pek az düşünüyorsunuz. ” (Neml Suresi;27/62)

Nasıl Dua Edilir?

Nasıl dua edilir, Dua küçüğün büyükten, acizin güçlü den, fakirin zenginden, hastanın doktordan ve muhtacın varlık sahibinden ihtiyaç ve arzusunu samimiyetle istemesidir. Bütün bunları isterken dikkat edilmesi gereken husus, isteyenle istenenin | durumu olduğu kadar istenilen şeyin de önemi pek fazladır. Duayı üç başlıkta inceleyelim.

İsteyen: Kul, Allah(c.c.)nun gücü, kudreti ve ilmi karşısında sıfır noktasın da olan bir varlıktır.

Mevla’mızın sıfatlarının yanında tam manası ile acz içinde bulunan bir varlıktır. Daha açık bir ifade ile Mevla’mızın izni olmadan hiçbir şey ifade etmeyecek derecede acz içerisinde olan bir varlıktır. Ve bir o kadar da Mevla’mızın karşılıksız olarak bize bahşettiği nimetlerin kadir kıymetini şükrü­nü eda etmekten yoksun, zavallı bir varlıktır, isteyen, talep edenin durumu bu…

Veren; Sonsuz Güç ve Kudret Sahibi

İstenen Makam: Zerrelerden kurrelere kadar bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün mevcudatın tek sahibidir. Her şeyin yoktan yaratıcısı, olan bir Zatı Zül- celal. Bir Rahman ı Rahim… Hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şey ona muhtaç olan bir Kadir ı Mutlak…

İstenen: Mademki insan olarak acz içindeyiz ve bizi yaratan ve her şeyde muhtaç olduğumuz bir zat ı Zulcelalımız var; o halde doğumumuzdan ölümü­müze kadar bir insan olarak ihtiyacımız olan her şeyi Ondan isteyeceğiz, talep edeceğiz.

Ayet i kerimede:

“Rabbinize yal vara yakara gizlice dua edin. Bilesiniz ki, O, haddi aşanları sevmez.” (A’raf suresi/55)

O haddi aşanları sevmez, her konuda haddi aşanları sevmez, ayrıca da du­ada da haddi aşanları sevmez. Duada haddi aşmanın ne olduğunu incelediği­mizde, öncelikli olarak Rabbimizin yasakladığı bir şeyi duada istemektir.

Yani Rabbimiz bir şeyi yasak etmiş ise, biz onu Ondan bize vermesini isteyemeyiz. Bir başka İşleyemeyeceğimiz şeyde, ulaşılması hiçbir şekilde mümkün olma­yan bir istek ki bunun en açık örneği, “Ya Rabbi beni peygamber yap” veya “beni göklere çıkar” gibi olmayacak isteklerde bulunmak.

Yukarıda üç madde halinde yazdığımız konulara dikkat edilerek, isteyen kendi aczini bilecek, aczinin gerektiği ihlas ve samimiyetle isteyecek, istenen yerin büyüklüğü, gücü kudreti ve hassasiyetleri dikkate alınacak, istenilen şeyin de yasaklara girmediğine dikkat edilecek ve usulüne göre istenecek.

Ebû Musâ (Radıyallâhu Anh) anlatıyor:

Hayber Seferine çıkmıştık. Halk yolda, bir ara yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v) bu duruma müdahale ederek:

“Nefislerinize karşı merhametli olun. Zira sizler, sağır bi­risine hitap etmiyorsunuz, muhatabınız gaip de değil. Sizler gören, işiten, (nerede olsanız) sizinle olan bir Zat’a, Allah’a hitap ediyorsunuz. Dua ettiğiniz Zât, her birinize bineğinin boynundan daha yakındır.” dedi.” (Buhârî, Daavât 50,67, cihâd 131, Meğâzi 38, Kader 7, Tevhîd 9; Müslim, Zikr 44, (2704);Tirmizî, Daavât 3, 59, (3371, 3457); Ebû Dâvud, Salât361. (1526, 1527.1528))

Rivayet edilir ki:

Rasulullah (s.a. v.) Efendimiz dua ederken ellerini kaldırdığın­da, onları yüzüne sürmedikçe geri çevirmez, indirmezdi. Bu, eline dolan bere­ketin yüzüne ulaşması içindir. İhtiyacını isteme hususunda dua eden kimse için sünnet olan, ellerini semaya doğru kaldırması, sıkıntılı için elleri yüzüne mukabil gelecek şekilde kaldırması, bir kimseye beddua ediyorsa, ellerini ters çevirip, elinin sırtını yukarıya doğru getirmesidir. Sünnet olan, dua anında ellerini yenle­rinden çıkarmasıdır. İbni Abbas (Radıyallahu Anh)um Peygamberimiz (s.a.v.)’in böyle yaptığını rivayet etmiştir. (Ruhu’l-Beyan Tefsiri, İsmail Hakkı Bursevi, Damla Yayınla­rı, 1997, cilt. 3, sh. 179)

Duanın Önemi Yazımıza Göz Atın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.