Resûlallah ve Siyah Yüzlü

Hz. Enes (r.a.) in anlattığına göre; bir gün, bir adam, Peygamberimize gelerek şöyle dedi:

— Ya Resûlallah! derimin ve yüzümün siyah ve çirkin oluşu, Cennete girmeme engel olur mu?

Adamın bu şekilde sorması üzerine Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Aleyhi selam şöyle buyurdu:

— «Derinin siyah olması cennete girmene engel olmaz. Sen bu sözünle Allah ve Resulüne tam inan­mamışsın.»

O adam şöyle konuştu:

— Seni Peygamber gönderen Yüce Allah’a yemin ederim ki, «Lâ ilahe illallah, Muhammedur Resûlullah» Kelime-i Tevhidini sekiz ay önce sıdk ile kalben söy­leyip, tam iman etmişimdir, dedi.

Adamın bu şekilde konuşmasını dinleyen Peygamberimiz şöyle buyurdu:

— «Amr Bin Vehb bugün buraya geldi mi? Şimdi burada var mı? diye sordu.

Sevgili Peygamberimizin sorduğu bu Amr Bin Vehb, Sakif Kabilesinden biriydi.

Yakın zamanlarda Müslüman olmuştu.

Orada bulunan Ashap, Peygamberimize:

— Burada değil, bugün gelmedi, Yâ Resûlallah! dediler.

Peygamberimiz, bu sefer o siyah yüzlü zata sordu:

—Amr Bin Vehb’in evini biliyor musun? buyurdu.

O siyah adam:

— Biliyorum, ya Resûlallah! deyince Peygamberi­miz; şöyle buyurdu,

— Amr Bin Vehb’in evine git. Kapısını usulca vur. Selâm ver.

Seni içeriye alınca şöyle söyle:

— Resûlullah, kızınızı bana zevce olarak verdi.

Amr Bin Vehb’in çok sevimli ve akıllı bir kızı vardı.

Peygamberimizin gönderdiği bu esmer genç gitti.

Yavaşça kapıyı vurdu: Ve Selâm vererek içeriye girdi. Fakat adamın çok siyah oluşu kızın babasını sıkmaya başladı.

Peygamberimizin gönderdiği genç:

—Resûlullah, kızınızı bana zevce olarak verdi dedi.

Kızın babası, bunu kabul etmedi.

Sert ve kötü bir şekilde genci geri çevirdi.

Siyah yüzlü genç oradan çıktıktan sonra doğruca Resûlullah’ın yanına geldi.

Adam evlerinden gittikten sonra Amr Bin Vehb’in o akıllı kızı babasına şöyle dedi:

— Sevgili babacığım!

Vahiy seni rezil etmeden bir kurtuluş yolu aramalısın.

Eğer Peygamberimize Allah tarafından seni küçültecek, seni rezil rüsvaya edecek bir vahiy gönderilirse artık senin için bir kurtuluş yolu bulunmaz.

Şayet Peygamberimiz, beni o siyah adama zevce olarak vermiş ise, ben kabul ediyorum.

O siyah yüzlü adama aile olarak giderim.

Allah ve Peygamberinin rıza gösterdiğine ben de razıyım, Allah ve Resulünün dediğinde hayır ve iyilikler vardır dedi.

Kızın babası, hemen evden çıkıp Resûlullah’ın yanına geldi.

Peygamberimize yakın bir yere oturdu.

Resulü Ekrem Efendimiz, adamı görünce:

— «Sen misin ey Amr bin Vehb, Allah’ın Resûlünü reddeden? buyurdu.

Kızın babası:

— Hata ettim, Ya Resûlallah! Ama Allah’tan beni bağışlamasını, affetmesini diledim, tövbe ettim.

Bir anda o adamın yalan söylediğini zannetmiştim.

Aman Ya Resûlallah!

Kızımızı ona zevce (eş) olarak veriyoruz.

Allah’ı ve Allah’ın Peygamberini darıltmaktan Allah’a sığınırız dedi.

Bunun üzerine Resûlullah; dört yüz dirheme nikâhı kıydıktan sonra damada şöyle buyurdu:

— Haydi şimdi git, hanımının yanına var.» dedi.

Bunun üzerine damat olacak genç:

— Yâ Resûlallah, Seni Hak Peygamber gönderen Allah’a yemin ederim ki, cebimde hiçbir kuruşum yok.

Kardeşlerime gidip biraz para istemem gerek dedi.

Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurdu:

— Git. Hz. Osman, Abdurrahman bin Affan ve Ali bu ihtiyacın olan parayı versinler, dedi.

Damat namzedi bu zat, parayı alıp pazara gitti.

Hanımına lâzım olacak ihtiyaçları aldı. Ve sevine sevine evine gitti.

Sonra bu genç, bir harp de yüzlerce kafiri kılıcıyla öldürdü.

Kendisi de şehit düştü.

Bu gencin ismi Saad idi.

Peygamberimize Saad şehit düştü dediler.

Peygamberimiz Onun yanma gelerek Mübarek başını şehidin göğsüne yasladı.

Yüzünden toprakları elbisesiyle sildi. Ve, şöyle buyurdu:

Saad, kokun ne kadar da güzel!..

Seni Allah ve Resulünün sevgisine ısmarlıyorum.» dedi.

Bundan sonra Peygamberimiz ağladı, sonra güldü.

Ashap:

— Ya Resûlallah! önce ağladınız, sonra güldünüz, diye sordular:

Resûlullah:

— Saad’ı çok sevdiğim için ağladım.

Onun Allah indindeki yüksek derecesine sevinip güldüm, buyurdu.

Ve Peygamberimiz, Saad’m silahını atını ve eşyalarını götürüp hilesine verin, Saad Allah katında en yüksek dereceye kavuştu, şimdi cennet-i âlâda uçuyor deyin: buyurdu.

Peygamberimiz ve Genç Kız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Yükleniyor...
Başa dön tuşu