Makale

Çocuğumuzun Hayallerini Genişlet, Geleceğini Şekillendir

Masal Oku, Hikaye Oku,

Sevgili Takipçilerimiz, Bugün sizlere çok sevdiğimiz bir projeyi tanıtacağız.

Proje hepimiz için önemli ve bu denlide güzeldir.

Kendilerini “Hikayeci” diye adlandıran bir grup hayır sever tarafından hayata geçirilen bu proje geleceğimiz Çocuklarımız için Masallar ve hikayelerden oluşan büyük ücretsiz bir kitaplıktır.

Alanında uzun süre tecrübe sahibi kişiler tarafından Masal ve Hikayeler yaş seviyelerine Değerler Eğitimi içeriğine göre sınıflandırılarak yayımlanmaktadır.

Kısacası bir çok konu altında toplanmış ve tasnif edilmiş yeri gelir kısa yeri gelir çoook uzun masal ve hikayelerden oluşan bu kitaplık Çocuklarımızın gelişimi için büyük önem taşımaktadır.

Şimdi hazırlamış oldukları bazı konularla ilgili olarak aşağıda sunacağımız makalemizi okumanızı rica eder.

Masal Oku, Hikaye Oku, Çocuğumuzun Hayallerini Genişlet, Geleceğini Şekillendir Diyerek Çok saygıdeğer hikayevakti.com “Hikayeci”lerine teşekkürlerimizi bildirir başarılarının devamlarını temenni ederiz.

Değerler Eğitimi Nedir?

Değerler Eğitimi Toplumlar, tarihsel süreç içerisinde kendi değerlerini sonraki kuşaklara aktarma amacı taşır.

Bu sayede değerler süreklilik kazanarak toplumca benimsenir ve varlıklarını sürdürür. Geçmişte kişilik eğitimi, ahlâk eğitimi gibi başlıklar altında incelenen değerler eğitimi, Avrupa, Amerika ve dünyanın farklı bölgelerinde kendini gösteren şiddet, zorbalık, haz merkezli yaşam tercihleri nedeniyle son yıllarda daha bütüncül ve daha nitelikli bir alan haline getirilmeye çalışılmıştır.

Değerler eğitiminde temel amaç, değerlerin öğretilmesidir. Bu süreçte en büyük görev eğitim kurumlarına düşmektedir. Bu konuda Millî Eğitim Bakanlığı da harekete geçmiş, 2010 yılında İstanbul’da “Değerler Eğitimi Uluslararası Konferansı” düzenlemiştir. 2010 yılında gerçekleştirilen 18. Milli Eğitim Şurası’nın da önemli konu başlıklarından biri değerler eğitimi olmuş, değerlerin tüm bireylere aktarılması noktasında tavsiye kararı alınmıştır (MEB, 2010/53 Nolu Genelge).

Değerler eğitimi, iyiliği tanıtma ve sevdirmeyi amaçlamalı; zekâya, kalbe ve iradeye hitap etmelidir. Değerlerin öğretiminde yaşantıların rolü büyüktür.

Masallar ve Hikayeler

Masal deyince çoğumuzun aklına devler, ateş saçan ejderler, prensesler, köyün yoksul; ama akıllı delikanlıları ve daha nice ilginç ve etkileyici unsurlar gelir. Bir topluluğu, milleti ve hatta dünyayı sarıp sarmalayan bu sihirli anlatı türü insanları çocukluk dönemlerinden başlayarak etkisi altına alır. Bu etki, çocukluk dönemimizle sınırlı kalmayıp bizi ömrümüzün sonuna kadar sarıp sarmalar.

Gerçekten de bir varmış bir yokmuşta yaşanan sihirli hayatlar çocukların hayal güçlerini geliştirirken, biz yetişkinleri de bir anlık olsun çocukluk dönemlerimize götürüp rahatlatır.

Masal nedir? Masallar, çocuklar için vazgeçilmezdir. Çocukların, hele okul öncesi ve okula yeni başlayan bütün çocukların ilgisini büyük ölçüde çeker.

Olağanüstü kahramanların başlarından geçen olağanüstü olayların yer ve zaman belirtilmeden anlatıldığı edebiyat türüne “masal denir.

Halk dilinde anlatılarak oluşan sözlü edebiyat ürünüdür. Masallar bir yazar tarafından sonradan yazıya geçirilir.

Masallar, merak duygusunu en fazla uyaran yazı türlerinden biridir. Masalda olayların nasıl gelişeceği, kahramanların neler yaşayacağı, masalın nasıl sonlanacağı gibi konularda okuyucu veya dinleyici aşırı derecede meraklanır. Bu bakımdan masallar çok sürükleyicidir.

Masalın Çocuk Gelişimine Katkısı

Masallar toplumu eğiten temel öğelerden biri olarak görülmektedir. İnsanoğlu, kendi yaşam gerçeğini, çözüm önerilerini, beklentilerini, masal olaylarına ve masal kahramanlarına yükleyerek anlatmış ve yüzyıllar boyu, bu yolla gelecek kuşakları uyarmaya, eğitmeye, yaşamın zorluklarına karşı onları donatmaya çalışmıştır.

Edebî bir tür olarak değerlendirilen masal, yalnızca çocuklar için üretilmiş olmamakla beraber günümüzde çocuk yazını kapsamında ele alınmaktadır. Masalın çocuklar için bir eğitim aracı olduğu artık bilinen bir gerçektir.

Masallar özellikle okul öncesi ve okula yeni başlayan bütün çocukların büyük ölçüde ilgisini çekmektedir. Gizemli havası, serüven dolu fantastik olaylar içermesi, çoğunlukla iyilerin kazanıp kötülerin yenilgiye uğratılması masalları çocuklar için ilginç kılmaktadır.

Başka bir deyişle masal, çocuğun dünyasına yakın bir dünya sunmaktadır. Evrensel bir anlatım türü olan masal “hayalî hikâye” olarak da tanımlanmaktadır. Masalı masal yapan da bu olağanüstülükler ve hayalî unsurlardır.

Masallar insanı özellikle çocukluk döneminden başlayarak hayata hazırlayan, içinde yaşadığı kültürel ortamda kendine güvenen bir birey olarak yetiştirme amacını taşıyan araçlardır. Bunu sağlayabilmek için de masal içinde okuyucuya, dinleyiciye eğitim amaçlı verilmek istenilen unsurlardan yani iletilerden yararlanılmaktadır.

Günümüz eğitiminin amaçlarından biri de çocuğun, yaşamın anlamını bulmasını sağlamaktır. “Ben nereden geldim, doğum nedir, ölüm nedir?” gibi karmaşık sorulara çocuğun zamanla tutarlı yanıtlar bulması gerekir.

Çocuk, başta bu gibi soruları kendi dünyasında anlamlandırır, kendince yorumlar ya da sorunu daha genel bir çerçevede görüp üzerinde fazla düşünmez. Ne var ki sağlıklı bir kişinin gelişimi için yaşama, yaşamanın anlamına ilişkin sorulara cevaplar bulma zorunluluğu vardır.

Bu gibi bilgileri hazır ve paketlenmiş olarak bir kitaptan ya da yetişkinlerden öğrenmesi de olanaksızdır. Aynı zamanda değerlerin edinilmesi olarak da görebileceğimiz bu süreçte nitelikli masalların çocuğa büyük katkısı olacaktır.

Masallarda ele alınan konular, bir bakıma çocuğun iç sorunlarına, gerilimlerine gönderme yaparken dolaylı bir yoldan çocuğun dünyasına girer. Bu açıdan çocuk bilincine varmadan kendini masalda bulur. Masal her ne kadar doğrudan doğruya bir telkin vasıtası değilse de dolayısıyla ahlâkîdir.

Masalların en büyük özelliği, yukarıda da değindiğimiz gibi, iyilikle kötülüğün savaşında, iyiliğin galip gelmesidir. Çocuklar gerçekler arasında yetişkinler gibi mantıksal ilişkiler kuramazlar. Onların zihin dünyasında kendilerince bir işleyiş vardır ve bu dönemde hayal gücü büyük önem taşır.

Masalın fantastik boyutunun, bir yönüyle gerçek bir yönüyle hayal ürünü öğeler içermesi bu dönem çocuğunun büyük ölçüde ilgisini çeker. 4 ila 8 yaşları arasında çocukların yaşamlarında düş gücü ciddi anlamda önem taşımaktadır. Bu noktada masalın mantığı ile çocuğun mantığı birbirine yakındır.

Çocuğun hayal dünyasını geliştiren, onu “soyut” düşünceye taşıyan ve duygusal eğitimine yardımcı olan masal, anadil eğitiminde de önemli bir görev üstlenmektedir. Çocuğa masal okunması ya da anlatılması, çocuğun dil öğrenme sürecine de katkı sağlayabilir.

Çocuk sürekli ve düzenli bir konuşma ortamında büyüyünce dili öğrenmesi daha hızlı olmaktadır. Kendisiyle ilgilenilmeyip herhangi bir şekilde konuşması için özel çaba harcanmayan çocuklar hem daha geç konuşmaya başlamakta hem de kelime hazinesi daha az olmaktadır.

Masallar sayesindedir ki çocuk, ana dilinin kelimelerini, kullanılış şekillerini kolaylıkla kavramaya ve bir gün doğrudan doğruya, istediği zaman, kolayca okuyabilmek üzere okuma heves ve isteğini duymaya başlar… masalı ister yazılısından okuyana, isterse anlatana karşı çocukta bir sevgi ve saygı duygusu belirir.

Böylece masal, büyükle küçüğü birbirine yaklaştıran, ısındıran bir vasıta olur. Günümüzde masalın birçok eğitimci tarafından yararlı olarak görülmesine karşın, bazı ana-baba ve öğretmenler tarafından gerçekçi olmadığı gerekçesiyle dışlanan bir tür olarak da karsımıza çıkmaktadır.

Ancak, masalın çocuğu aşırı düş dünyasına sürüklemesinden ve gerçek dünyaya uyum sağlayamamasından korkmak masal türünü bütünüyle dışlamayı gerektirmemektedir. Çocuğa verilecek masalın bilinçli bir şekilde seçilmesi, olası sakıncaları ortadan kaldıracaktır.

Eğitim değeri olan kaliteli masallar çocuğun ruhunu, iyi örneklere göre inşa ederek onları inandıkları yolda güçlükleri yenecek kişilikli birer insan olmaya yöneltir.

Dünya ulusları bunun önemini bildikleri için çocuklarının ruhunu masallarla beslemektedirler. Özet olarak masalların, okul öncesi, okul dönemi veya okul sonrası ayrımı yapmadan, bütün eğitimdeki işlevi, özellikle dil öğretimi, dil kullanımı, dil gelişimi ve dil bilinci açısından önemi göz ardı edilemeyecek ölçüde büyüktür.

Masallar, toplumların kültür birikimleri olup nesilden nesile aktarılarak varlıklarını sürdürürler. Masallar genellikle toplumun kültürel ve ahlaki kurallarını hayal ürünü motiflerle ve gerçek üstü kahramanlarla dinleyiciye ulaştırırlar.

Bu nedenle masalların eğitimsel işlevleri önemsenmiş ve özellikle çocukların masalla beslenmesinin onların gelişimi açısından yarar sağlayacağı sıkça vurgulanmıştır. Eğlendirmek ve hoşça vakit geçirmek için kullanılan masalların eğitici yönlerinin olduğu bilinmektedir. Bu açıdan masal “terbiye ve ahlaka faydalı, yararlı hikayе” şeklinde tanımlanmaktadır.

Masallar en acı dersi bile tatlandırarak verdiğinden, örnek davranışların insan bilicine aktarılıp yerleştirilmesinde yardımcı olacak eğitim aracı olarak görülmektedir.

Özellikle sonu mutlu biten masalların çocukların gelişmesinde, kendilerini keşfetmelerinde, dünyaya umutla bakmalarında onlara iyi ve doğru değerlerin öğretilmesinde önemi büyüktür. Dürüstlük, sabır, adalet gibi değerler en güzel kendilerini masallarda dile getirirler.

Masallar yüzlerce yıllık deneyimlerden sonra bu günlere gelmiştir. Onlar sadece çocuklar için değil büyükler için de eğitim aracıdır. Halk masallarının içinde kültürlerin, dinlerin, törenlerin başlangıcını bulmak mümkündür.

Masallarda çoğunlukla; iyilik kötülük, adalet zulüm, doğruluk haksızlık, alçak gönüllülük kibir gibi kişilerin ulaşılması güç isteklerinden doğan karşıt fikirler işlenir.

Çocuk Eğitiminde Masal Okumak

Düş gücünün gelişmesine, düşünce ufkunun açılmasına yardımcı olur.

Kelime dağarcığını zenginleştirir ve kavram öğrenimini hızlandırır.

Bunlarla birlikte masallar, çocuğun merak duygusunu uyandırır,

Yaratıcılığını, neden-sonuç ilişkisi kurma becerisini arttırır.

Masallar, çocuğun korkularını giderir.

Özlemlerini dile getirir. Karşılaştıkları güçlükleri kavramasına, çözüm bulmasına yardım eder.

Kişiliğini geliştirir.

Masallar, çocukların çocukça sorunlarını küçümsemeyip onları ciddiye alır.

Onlara güven verir.

Geleceğe olan umutlarını arttırır.

Hikâye nedir? Öykü ya da hikâye, gerçek ya da gerçeğe yakın bir olayı aktaran kısa, düz yazı şeklindeki anlatıdır.

Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır.

Türk Masalları

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde. Ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallarken. Az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim. Döndüm arkama baktım, bir arpa boyu yol gitmişim.

Türk masalları, hayvan masalları dışında, genellikle kalıplaşmış sözlerle başlar. Tekerleme bir yönüyle masal anlatma tekniği, diğer yönüyle masal biçemiyle ilgilidir. Masalların başında, ortasında ve sonunda yer alan bu kalıp sözler masalın içeriğiyle ilgili değildir. “Tekerleme, günlük hayatımızın ölçülerine sığmayan, olmayacak işleri olağan sayan bir masal dünyasına ayak basacak dinleyiciyi gerçek-üstü ve gerçek-dışı havaya alıştırmak için bir giriştir.” (Boratav, 1958:32)

Türk masalı türleri gerçekçi ve olağanüstü masallar; düşsel ve gerçekçi masallar, hayvan masalları, olağanüstü ve gerçekçi masallar, yalanlamalar ve zincirlemeli masallar, fıkra ve lâtifeler gibi türlere ayrılabilir.

Türk masallarının olağanüstü öğeleri gerçekte, sanıldığı kadar akıl-dışı nitelikte değildir; şehirlerden uzaklaşıldıkça, yani sözlü geleneğin, yazılı edebiyatın ve yabancı kültürlerin etkilerinden korunduğu çevrelerde, köy ve göçebe ortamına yaklaştıkça masallardaki olağanüstü çeşni hafifler; bu nitelikteki varlıkların çoğu kez sadece adları anılmakla yetinilir: cin, peri, ejdarha, vb. denip geçirilir. …

Kısacası Türk geleneği en “masalımsı” anlatıları bile gerçeğe yaklaştırma eğilimindedir.” Türk masalları genellikle kadın çevresinde gelişmiştir. Masal kahramanları insanlar, hayvanlar, bitkiler, alet ve eşyalar, düşsel yaratıklar (cin, peri, dev), yalın fikirler (akıl, zekâ, iyilik, kötülük, güzellik) olabilir. Türk masalının ortak karakterlerinden biri de masalların olumsuz ve kötü sonlu bitmemiş olmasıdır (Boratav 1982:81-82).

Türk masalında yer ve zaman kavramı yoktur. Türk masallarında olumlu tipler yanında olumsuz tipler de yer alır. Hayvan masalları köy çevresinde gelişmiştir. En önemli masal tipleri (padişah, vezir, tüccar, avcı, çoban, çiftçi, harami-eşkıya, terzi, hamamcı, helvacı, kahveci, Keloğlan, köse, aslan, tilki, at, güvercin, zümrüdün aka, papağan, ağaç, çiçek, dağ, taş, mağara, kuyu, su, sofra, seccade, değirmen, ayna, çalgı, cin, peri, cüceler, dev, cadı, zenci, dev anası, ejderha, canavar vd.) arasında sayılabilir.

Türk masalının üç temel karakteri, tahkiyeye dayalı anlatım, tip-karakterin geçmiş zamanda yaşadığının hatırlatılması ve masalın düşsel bir hikâye olduğu vurgusunun yapılmasıdır. “Masalın esaslı karakterlerinden biri, seri ve kısa bir tahkiye tekniğine sahip olmasıdır.

Vakanın süratle cereyanı onun tesir vasıtalarından birini teşkil eder. Konuşmalar herhangi bir dramatik veya lirik tesirden çok, yine vakanın heyecanını takviye gayesi gözetilerek konmuş tali unsurlardır. Masalda ikinci mühim karakter de vakanın geçmiş bir zamana ait olduğunu daima tebarüz ettirmesidir…

Bundan başka masal, halk edebiyatı nevileri içinde, muhayyile mahsulü olduğunu anlatıcının -binaenaleyh sanatkarın- en çok hatırlattığı nevidir.” (Boratav 1946:71)

Keloğlan Masalları

Keloğlan, Çocuk ruhunu besleyip zenginleştirirken, gerçeği dolaylı yoldan anlatan ve çocuğu geleceğe hazırlayan masallar, çocuksu duyarlılığı en iyi yansıtan edebi ürünlerdir. Masalların çocuklara okutulması ve bunlardan yararlanılarak yaratıcı düşüncenin geliştirilmesi, sorunlara değişik yaklaşımlar getirilmesi insanlığın geleceği açısından da önemli bir kazançtır.

Keloğlan masallarındaki Keloğlan tiplemesi, aslında saf gibi görünen fakat insanlara birçok ders veren, zaman zaman halk felsefecisi olarak algılayabileceğimiz tutum ve davranışlar içinde bulunur. Keloğlan masalları aracılığıyla çocuklara bir anda kolayca elde edilen servetin kalıcı olmadığı, hile ve tembelliğin kesinlikle bırakılması gerektiği anlatılabilir.

Keloğlan, masalların büyük bir kısmında olumlu özellikleri ile karşımıza çıkar. O, Türk zekâsını temsil eden bir masal kahramanıdır. Onun zekâsı, yaşı ve boyuyla zıt orantılıdır (Bilkan 2001: 82). Diğer taraftan akıllı, cesur, gözü pek, kendine güvenen, korku bilmez, mücadeleci, muktedir, saf, temiz, başarılı, iyiliksever, güler yüzlü bir tiptir. Başında saçının olmaması, onu çirkin değil sevimli kılar ya da zekâsı, becerisi, başarısı onun aşağı tabakadan gelişini ve fizikî kusurlarını örter. “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” misali, başarısı onu sevimli hâle getirir.

Binbir Gece Masalları

Dünya masal atlasının en uzun soluklu çerçeveli masal örneği Binbir Gece Masalları’dır. “Masalların kaynağının Çin’den Kuzey Afrika’ya kadar uzanan bir haritada: Çin Hindi, Hindistan, İran, Irak, Türkiye, Suriye ve Mısır’ı da içeren ülkelerde bulunduğu artık bilinmektedir (Onaran, 1992:7).

264 masaldan oluşan bu nehir masalların 7. ve 13. yüzyıl arasında yazıldıkları kabul edilmektedir. . Binbir Gece Masallarının benzerlerinden farkı, bu masalların Şehrazat tarafından anlatılmış olmalarıdır.

Çocuk eğitimine örnek olan masalların arasında yer alan masallardan biri de “Binbir Gece” masalıdır. Dünyanın en büyük hikâye koleksiyonlarından biri olan “Binbir Gece” masallarının gerçek kaynağı net olarak bilinmemektedir. Ancak masalların, Hindistan üzerinden pek çok ülkeye yayıldığı ya da İran veya Arap kökenli olduğu tahmin edilmektedir. “Binbir Gece” hikayelerindeki birçok kahramanın adları İran’a mahsusdur.

La Fontaine Masalları

Dünyanın en önemli masal şairi La Fontaine’dir. “Azla özü söylemek masalın canı sayılabilir; çünkü onsuz ister istemez tavsar masal… Bulunacak yol ne kadar kestirme olursa o kadar başarılı olacağı kanısındayım.” (La Fontaine, 1984:9-11) La Fontaine, Fransa’da “intikal şairi” olarak tanınır ve gelenekçi bir şiir tutumunu benimseyerek mecazı öne çıkarır.

Destanlar

Türk milleti, yapısı itibariyle çok sabırlıdır. Olaylar açık bir şekilde kendi aleyhine işlerken bile kimseyi küstürmemek ve incitmemek adına müdahale etmez. Bu sürecin bir sonucu olarak Türkler, tarih içerisinde yüzlerce kez varlık ve yokluk konusunda bıçak sırtına gelmiştir. Tam her şey başkalarının lehine sonuçlanacakken Türk milleti ayağa kalkar, kanını dökerek onurunu kurtarır. Türk tarihi bu olaylar zincirinin örnekleriyle doludur.

Bu olaylar zincirinin her örneği bir destan olmuştur. Bazıları yazıya aktarılmış, sonraki nesillere ulaştırılmış, bazıları ise sadece yaşandığı dönemde bilinmiştir. Destanların Türk kültür tarihi içerisinde çok önemli bir yeri vardır. Onlar edebî bir ürün olmakla beraber Türk tarihinin ve Türk kültür tarihinin kırık dökük aynalarıdır.

Dede Korkut Destanları

Türk kültür dünyasının en önemli eserlerinden biri olan Dede Korkut Hikâyelerinin edebiyattan dile, gelenekten atasözlerine, tarihten coğrafyaya, pek çok alana kaynaklık ediyor olması, esere paha biçilmez bir değer kazandırmaktadır (Karaşah, 2006).

Ergin (2003) edebiyat araştırmacısı olan Fuat Köprülü’nün “Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut’u öbür gözüne koysanız yine Dede Korkut ağır basar.” görüşünde olduğunu belirterek Dede Korkut Hikâyelerinin edebi değerine dikkat çekmiştir. Dede Korkut Hikâyeleri eğitim programlarında kültürel, edebi ve tarihi değerleri yansıtan bir milli destan olup, özellikle örnek kişiler, kahramanlar aracılığıyla birçok kültürel değerin aktarılmasında kullanılabilecek niteliktedir (Yalçın ve Şengül, 2004).

Dede Korkut, Oğuz Türklerinin sesi olarak doğruyu, iyiliği ve Tanrı’nın birliğini dile getiren bir ulu kişi olarak hikâyelerde yer edinir. İyilik imgelerini, Oğuz boyunun kendini gerçekleştirmesi yönünde ortaya koyan Dede Korkut, öykülerde Boğaç Han, Uruz, Bamsı Beyrek, Kan Tunalı ve Yigenek’in iyi, güzel ve doğru gibi çeşitli değerlerden yana olması konusunda rehber olur.

Hikâyenin sonunda Oğuz hanlarına Oğuz name düzerek dua eden Dede Korkut, Tanrı’nın yeryüzündeki sesi ve iyilik açılımı (Şahin, 2009) olarak değer eğitimine büyük katkılar sağlamaktadır.

İlköğretim okullarında ilk yaşlardan itibaren öğrencilere değer kazandırmaya yönelik olarak yapılabilecek etkinliklere rehberlik etmek; dürüst, hoşgörülü, birbirini seven, saygılı, aile birliğine önem veren bireylerden oluşan bir toplum oluşturmak için değer eğitiminde edebi ürünlerden yararlanmak, bu ürünlerde yer alan değerleri belirleyip, bu değerlerin günümüze kadar ulaşıp ulaşmadığını, evrensel bir nitelik kazanıp kazanmadığını belirlemek önemli görülmektedir

Türk Efsaneleri

Farsçada masal, öykü gibi anlamlara gelen efsane kavramı Türkçeye de bu dilden geçmiştir. Efsane, eski çağlardan beri anlatılarak varlığını sürdüren, olağanüstü varlıkları ve olayları konu edinen hayali hikâye olarak tanımlanır (TDK, 2011). Arapçada ustûre, esâtir terimleriyle karşılanan efsane kavramı için batıda Latinceden gelen legendus sözcüğünden türetilen legend, legendus, legende, sage, mythe, mythos gibi kelimeler kullanılmaktadır (Sakaoğlu, 1980).

Efsanelerin hemen hepsinde ortak özellik insanları doğru yola davet etmesidir. Yalan söyleyenler, insanları aldatanlar, ticarette hile yapanlar, kibirliler efsanelerde ya ikaz edilir ya da cezalandırılır. Sakaoğlu (1980) ise efsanenin özelliklerini şöyle sıralar:

– Kişi, yer ve olaylar hakkında anlatılır.

– Anlatılanların inandırıcı olma durumu söz konusudur.

– Anlatılan efsanedeki şahıs ve olaylar olağanüstülük taşır.

– Belirli bir şekli olmayan efsaneler, kısa ve günlük konuşma diline yer veren anlatmalardır.

Efsanelerin işlevlerini Seyidoğlu (1997) şöyle sıralar:

– Efsaneler gelenek ve göreneklerin korucusudur.

– Efsaneler toplumu iyiye, güzele yönlendirmesi yönüyle topluma yön verir.

– Efsaneler oluştukları yerlere mana kazandırırlar.

– Efsanelerin koruyucu ve tedavi edici yönleri vardır.

Efsaneler özellikle insana iyiyi güzeli öğütleme, kötülükten alıkoyma özellikleriyle eğitimde önemli bir yere sahiptir. Toplum içerisinde yaşayan insanlar, topluma ait değerleri, iyiyi, doğruyu, güzeli dilden dile aktararak bunların bireylerce benimsenmesini sağlar, bu sayede bu değerlerin kaybolmalarına engel olurlar. Bu nedenle efsaneler topluma ait değerlerin yaşatılması, sonraki kuşaklara aktarılması gibi nedenlerden dolayı toplumu bir arada tutan önemli bir öge olarak dikkati çeker.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı

Yükleniyor...
Başa dön tuşu