Fetih Süresi

Fetih Süresi

Fetih Süresi2

Fetih Süresi3

Fetih Süresi4

Fetih Süresi5

Fetih Süresi Arapça Okunuşu:

Bismi(A)llâhi-rrahmâni-rrahîm(i) İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ(n)(1)

Liyağfira leka(A)llâhu mâ tekaddeme min zenbike vemâ teahhara ve yutimme ni’metehu ‘aleyke ve yehdiyeke sirâtan mustekîmâ(n)(2)

Ve yensuraka(A) llâhu nasran ‘azîzâ(n)(3)

Huve-llezî enzele-ssekînete fî kulûbiImu/minîne liyezdâdû îmânen me’a îmânihim(k)veli(A)llâhi cunûdu-ssemâvâti vel-ard(i)(c) ve kâna(A)llâhu ‘alîmen hakîmâ(n) (4)

Liyudhile-lmu/minîne velmu/minâti cennâtin tecrî min tahtihâl-enhâru hâlidîne fîhâ ve yukeffira ‘anhum seyyi-âtihim(c) ve kâne zâlike ‘inda(A)llâhi fevzen ‘azîmâ(n)(5)

Ve yu’azzibe-lmunâfikîne velmunâfikâti velmuşrikîne velmuşrikâti-zzânnîne bi(A) llâhizanne-ssev-/(i)(c) ‘aleyhim dâ-iratu-ssev-/(i)(s) ve ğadiba(A) Ilâhu ‘aleyhim ve le’anehum ve e’adde lehum cehennem(e)(s)
ve sâet masîrâ(n)(6)

Veli(A)llâhi cunûdu-ssemâvâti vel-ard(i)(c) ve kâna(A)llâhu ‘azîzen hakîmâ(n)(7)

İnnâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiran ve nezîrâ(n)(8)

Litu/minû bi(A)llâhi ve rasûlihi ve tu’azzirûhu ve tuvakkirûhu ve tusebbihûhu bukraten ve asîlâ(n)(9)

Inne-llezîne yııbâyi’ûneke innemâ yubâyi’ûna(A)llâhe yedu(A)llâhi fevka eydîhim<c)femen nekese fe-innemâ yenkusu ‘alâ nefsih(i)(s) vemen evfâ bimâ ‘âhede ‘aleyhu(A)llâhe feseyu/ tîhi ecran ‘azîmâ(n)(10)

Seyekûlu leke-lmuhallefûne mine-l-a’râbi şeğaletnâ emvâlunâ ve ehlûnâ festağfir lenâ(c) yekûlûne bi-elsinetihim mâ leyse fî kulûbihim(c) kul femen yemliku lekum mina(A)llâhi şey-en in erâde bikum darran ev erâde bikum
nef’â(an)(c) bel kâna(A)llâhu bimâ ta’melûne habîrâ(n)(11)

Bel zanentum en len yenkalibe-rrasûlu velmu/minûne ilâ ehlîhim ebeden ve zuyyine zâlike fî kulûbikum ve zanentum zannessev-i ve kuntum kavmen bûrâ(n)(12)

Vemen lem yu/min bi(A) İlâhi ve rasûlihi fe-innâ a’tednâ lilkâfirîne se’îrâ(n)(13)

Veli(A)llâhi mulku-ssemâvâti vel-ard(i)(c) yağfiru limen yeşâu ve yu’azzibu men yeşâ(u)(c) ve kâna(A)llâhu ğafûran rahîmâ(n)(14)

Seyekûlu Imuhallefûne izâ-ntalaktum ilâ meğânime lite/huzûhâ zerûnâ nettebi’kum(s) yurîdûne en yubeddilû kelâma(A)llâh(i)(c) kul len tettebi’ûnâ kezâlikumkâla(A)llâhu min kabl(u)(s) feseyekûlûne bel tahsudûnenâ<c) bel kânû lâ yefkahûne illâkalîlâ(n)(15)

Kul lilmuhallefîne mine-l-a’râbi setud’avne ilâ kavmin ulî be/sin şedîdin tukâtilûnehum ev yuslimûn(e)(s) fe-in tutî’û yu/tikumu(A) Ilâhu ecran hasenâ(en)(s*ve-in tetevellev kemâ tevelleytum min kablu yu’azzibkum ‘azâben elîmâ(n)(16)

Leyse ‘alâ-l-a’mâ haracun velâ ‘alâ-l-a’raci haracun velâ ‘alâ-lmerîdi harac(un) (k)vemen yuti’i(A)llâhe ve rasûlehu yudhilhu cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâr(u)(s)vemen yetevelle yu’azzibhu ‘azâben elîmâ(n) (17) .

Lekad radiya(A)llâhu ‘ani-lmu/minîne iz yubâyi’ûneke tahte-şşecerati fe’alime mâ fîkulûbihim fe-enzele-ssekînete ‘aleyhim ve-esâbehum fethan karîbâ(n)(18)

Ve meğânime kesîraten ye/huzûnehâw vekâna(A)llâhu ‘azîzen hakîmâ(n)(19)

Ve’adekumu(A)llâhu meğânime kesîraten te/huzûnehâ fe’accele lekum hâzihi ve keffe eydiye-nnâsi ‘ankum velitekûne âyeten lilmu/minîne ve yehdiyekum sirâtan mustekîmâ(n)(20)

Veulirâ lem takdirû ‘aleyhâ kad ehâta(A)llâhu bihâ(c) ve kâna(A)llâhu ‘alâ külli şey-in kadîrâ(n)(21)

Velev kâtelekumu-llezîne keferû levellevû-l-edbâra sümme lâ yecidûne veliyyen velâ nasîrâ(n) (22)

Sunneta(A)llâhi-lletî kad halet min kabl(u)(s) velen fecide lisunneti(A)llâhi tebdîlâ(n)(23)

Ve huve-llezî keffe eydiyehum ‘ankum ve eydiyekum ‘anhum bibatni mekkete min ba’di en azferakum ‘aleyhim(c) ve kâna(A)llâhu bimâ ta’melûne basîrâ(n) (24)

Humu-llezîne keferû ve saddûkum ‘ani-lmescidi-lharâmi velhedye ma’kûfen en yebluğa mehilleh(u)(c) ve levlâ ricâlun mu/ minûne ve nisâun mu/minâtun lem ta’lemûhum en tetaûhum fetusîbekum minhum me’arratun biğayri ‘ilm(in)(s)liyudhila(A) llâhu fî rahmetihi men yeşâ(u)(c) lev tezeyyelû le’azzebnâ-llezîne keferû minhum ‘azâben elîmâ(n)(25)

İz ce’ale-llezîne keferû fî kulûbihimu-lhamiyyete hamiyyete-lcâhiliyyeti fe-enzela(A) llâhu sekînetehu ‘alâ rasûlihi ve ’alâ-lmu/minîne ve elzemehum kelimete-ttakvâ ve kânû ehakka bihâ ve ehlehâ(c) ve kâna(A) llâhu bikulli şey-in ‘alîmâ(n)(26)

Lekad sadeka(A)llâhu rasûlehurru/yâ bilhakk(i)(s) letedhulunne-lmescide-lharâme in şâa(A)llâhu âminîne muhallikîne ruûsekum ve mukassirîne lâ tehâfûn(e)(s) fe’alime mâ lem ta’lemû fece’ale min dûni zâlike fethan karîbâ(n) (27)

Huve-llezî ersele rasûlehu bilhudâ ve dîni-lhakki liyuzhirahu ‘alâ-ddîni kullih(i)(c)ve kefâ bi(A)llâhi şehîdâ(n)(28)

Muhammedun rasûlu(A)llâh(i)(c) vellezîne me’ahu eşiddâu ‘alâ-lkuffâri ruhamâu beynehum(s) terâhum rukke’an succeden yebteğûne fadlen mina(A)llâhi ve ridvânâ(en)(s) sîmâhum fî vucûhihim min eserissucûd(i)(c) zâlike meseluhum fî-ttevrât(i)(c) ve meseluhum fî-lincîli kezer’in ahrace şat-ehu feâzerahu festağleza festevâ ‘alâ sûkihi yu’cibu-zzurrâ’a liyağîza bihimu-lkuffâr(A)(k) va’ada(A) llâhu-llezîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti minhum mağfiraten ve ecran ‘azîmâ(n)(29) (Fetih Süresi)

Fetih Süresi Türkçe Anlamı:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

1. Gerçekten Biz, sana apaçık bir fetih ihsan ve ikram ettik.

2. (Böylelikle) Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlayacak, sana verdiği nimeti tamamlayacak ve seni dosdoğru bir yola çıkaracaktır.

3. Allah, sana benzersiz bir galibiyetle yardım eder.

4. O, imanları üzerine iman artırsınlar diye müminlerin kalplerine huzur ve rahatlığı indirendir. Bütün göklerin ve yerin orduları, elbette Allah’ındır. Allah, her şeyi bilen, yaptığını sağlam yapan ve yaptığında bir hikmet bulunandır.

5. (Bu ihsan ve ikramlar, Allah’ın) mümin erkekleri ve mümin kadınları, içlerinde ebediyen kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması ve onların günahlarını örtüp bağışlaması içindir. Allah katında bu, büyük bir kurtuluştur.

6. (Bunlar ayrıca Onun, peygamberine ve müminlere yardım etmeyeceğini düşünerek) Allah hakkında kötü, uygun olmayan zanlar besleyen münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları Allah’ın cezalandırması içindir. Kötülükler, başlarına gelsin! Allah, onlara gazap etmiş, onlara lanet etmiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. O cehennem, gidilecek ne kötü bir yerdir!

7. Bütün göklerin ve yerin orduları, elbette Allah’ındır. Allah, her şeye gücü yeten, yaptığını sağlam yapan ve yaptığında bir hikmet bulunandır.

8. Muhakkak ki Biz, seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

9. (Bunu) Allah’a ve resulüne iman edesiniz, onu (resulünü) destekleyesiniz, ona saygı gösteresiniz, sabah akşam Onu teşbih edesiniz diye yaptı.

10. Muhakkak ki sana biat edenler, sadece Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli, onların elinin üstündedir. Herkim (yaptığı biati) bozarsa, bunu yalnızca kendi aleyhinde (sonuçlanacak şekilde) bozmuş olur. Herkim de Allah’a verdiği söze bağlı kalıp gereklerini yerine getirirse, ona yarın büyük bir sevap verecektir.

11. Yakında sana, o bedevilerden geri bırakılanlar, “Bizleri, mallarımız ve ailelerimiz oyaladı, onun için bizim bağışlanmamızı dileyiver!” diyecekler. Kalplerinde olmayan şeyi, ağızlarıyla söyleyecekler. De ki: “O, size bir zarar vermeyi dilese veya size bir yarar sağlamayı istese, Allah’ın size bir şey yapmasını kim engelleyebilir?” Doğrusu Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

12. Doğrusu siz,
peygamberin ve müminlerin kesinlikle ailelerine dönmeyeceklerini sandınız ve bu, kalplerinizde allanıp pullandı. Kötü bir zanna kapıldınız. Böylece cezalandırılmayı hak eden bir topluluk oldunuz.

13. Kim Allah’a ve resulüne inanmazsa, bilsin ki Biz, inkarcılar için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.

14. Göklerin ve yerin egemenliği, Allah’ındır. Dilediğini mağfiret eder, dilediğini de cezalandırır. Allah bağışlayandır, acıyandır.

15. Yakında, siz bazı ganimetlere kavuştuğunuz zaman, onları almak için gittiğinizde, o geri bırakılanlar, “Bırakınız bizi de arkanızdan gelelim!” diyecekler. Onlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isteyecekler. De ki: “Siz bizim
arkamızdan asla gelmeyeceksiniz! Allah daha önce böyle buyurdu.” (Onlar), “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Hayır, onlar çok az anlarlar.

16. O (savaşa katılmayıp) bedevilerden geri bırakılanlara, şöyle de: “Siz, ileride çok savaşçı bir toplulukla (savaşmaya) çağrılacaksınız. Siz, onları ya öldüreceksiniz veya onlar Müslüman olacaklar. Eğer itaat ederseniz, o zaman Allah size güzel bir sevap verecektir, yok eğer bundan önce yaptığınız gibi aksine giderseniz, o zaman da sizi acı veren bir azap ile cezalandıracak. ”

17. Köre sorumluluk yoktur, topala da sorumluluk yoktur, hastaya da sorumluluk yoktur. Bununla birlikte her kim Allah’a ve resulüne itaat ederse, (Allah) onu altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Kim de aksine  giderse, onu da acı veren bir azap ile cezalandıracaktır.

18-19. Gerçekten Allah, o ağacın altında sana biat ederlerken müminlerden razı oldu. Kalplerindeki (sıkıntıyı) bildi de onlara, huzur ve rahatlık indirdi, onları yakın bir fetih ile (ayrıca) yakında alacakları çok büyük bir ganimet ile ödüllendirdi. Allah, her şeye gücü yeten, yaptığını sağlam yapan ve yaptığında bir hikmet bulunandır.

20 Allah size ileride alacağınız birçok ganimet vaat etmektedir. Şimdilik bunu(n bir bölümünü) size peşin verdi ve (böylelikle) o insanların ellerini sizden uzaklaştırdı. (Allah, bunu) müminlere bir işaret olsun ve sizi doğru bir yola çıkarsın (diye yaptı).

21. Bir de henüz daha elinize geçmeyen bir diğeri var. Allah, onu bilgisiyle kuşatmıştır. Elbette Allah, her şeye gücü yetendir.

22. Eğer o inkâr edenler sizinle çarpışacak olsalardı, arkalarını dönüp gideceklerdi de sonra kendileri için ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı bulacaklardı.

23. Allah’ın öteden beri devam ede gelen kanunu budur. Onun kanununda bir değişiklik bulamazsın.

24. O, onlara karşı size zafer vermişken, Mekke deresinde ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Her ne yaparsanız, Allah görür.

25 Onlar, inkâr edip de sizin Mescid-i Harama girmenizi ve durdurulmakta olan kurbanların kesilecek yere ulaşmasını engelleyenlerdir. Eğer (onların arasında) sizin bilmediğiniz bazı mümin erkekler ve mümin kadınlar onları bilmeden çiğnemeniz ve bu yüzden onlardan size bir zarar gelme endişesi- olmasaydı, (Allah, sizi onlarla savaşmaktan alıkoymazdı). Allah (bunu), dilediğini rahmetine sokmak için (yapmıştır). Eğer müminlerle inkârcılar bir birlerinden ayırt edîlebilinseydi, içlerinden o inkâr edenleri acı veren bir azapla cezalandırırdık.

26. O zaman inkâr edenler, kalplerinde asabiyeti, cahiliye asabiyetini yerleştirmişlerdi. Allah da resulüne ve müminlere sekinesini, gönül rahatlığı ve iç huzur indirdi. Onların kalplerine takva sözünü yerleştirdi. Onlar da gerçekten buna en layık ve ehil olanlardı. Allah, gerçekten her şeyi en iyi bilendir.

27. Yemin olsun ki Allah, rüyayı rasulüne gerçekten doğru çıkardı. Allah dilerse, güven içinde, kafalarınızı kazıtmış, kısaltmış olarak, korkmaksızın Mescid-i Haram’a elbette gireceksiniz. Allah sizin bilmediklerinizi bildi. Ondan önce yakın bir fetih yaptı.

28. O, rasulünü o dini bütün dinlere üstün kılsın diye bir hidayet ve hak dinle gönderendir. Şahit olarak Allah yeter.

29. Muhammed, Allah’ın resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çok sert, kendi aralarında oldukça merhametlidirler. Sen onları cemaatle rükû ve secde ederken, Allah’ın ihsan ve ikramını, Onun hoşnutluğunu isterlerken görürsün. Onların alametleri yüzlerindeki secdelerin izidir. Bu, onların Tevrat’taki halidir ve onların İncil’deki halidir. Bu, filizini çıkaran, güçlendiren, kalınlaşan, daha sonra gövdesi üzerine dikilen ve sonunda çiftçilerin hoşuna giden bir ekine benzer. Allah, bunu onlarla kâfirleri öfkelendirmek için yapar. Allah, onlardan iman edip de Salih ameller işleyenlere, bağışlanma ve büyük bir ecir vaat etmektedir. (Fetih Süresi)

Fetih Süresi

Esmaül Hüsna Yazımıza göz atın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Yükleniyor...
Başa dön tuşu