Kadınların Özel Halleri

HAYIZ KANIYLA İLGİLİ HÜKÜMLER

Yemek Tarifleri

Kadınların Özel Halleri, Aziz ve Celil Allah; insan neslinin tarlası olan kadınları, erkeklerden daha değişik bir fıtratta yaratmış, onları bazı özel hallerle donatmış, bu özel halleriyle orantılı olarak da bazı Şeriat hükümlerinde, onlar için istisnai muamele öngörmüş, hususi durumlarında kendilerinden bazı emirleri kaldırmış, yarattıklarının hallerini en iyi bilen yine kendisi olduğu için şöyle buyurmuştur:

— «(Habibim) sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O bir ezadır (pisliktir). Onun için hayız zamanında kadınlarınızla cinsi münasebetten aynim, temizlendikleri vakte kadar kendilerine yaklaşmayın.»

Enes radıyallahü anh anlatıyor: Yahudiler, adet halindeki kadınlarıyla yiyip-içmezler, birlikte bulunmazlardı. Kadınları temizleninceye kadar böyle davranırlardı. Bu durum Allah’ın Resul’üne soruldu. Bunun üzerine, Cenab-ı Hak (biraz önce mealini sunduğumuz) ayeti indirdi. Bu ayet inince, Allah’ın Resulü Müslümanlara, hayız görmekteki kadınlarıyla birlikte yiyip-içmelerini, birlikte oturmalarını, cinsel ilişki hariç her şeyi yapmalarını emir buyurdu.

Diğer taraftan Hristiyanlar ise Yahudilerin tam aksine hayzı önemsemiyorlardı, kadının o haline aldırış etmeden cinsi münasebette bulunuyorlardı. İşte bu iki aşırı ucun ortasını buldu, sınırını koydu ve «cinsel yaklaşım hariç hayız kadınlarınızla her şeyi yapın» buyurdu.

Kadınlara Ait Özel Kan Halleri

Kadınlara ait özel kan haller üçtür:

  1. a) Hayızlık kanı,
  2. b) Nifas (lohusalık) kanı,
  3. c) istihaza kanı.

Hayız:

Kadının döl atağından gelen kandır. Yalnız bunun çocuk doğurmak veya dölyatağındaki bir hastalık sebebiyle olmaması ve belli zaman kesitleri arasında olması şarttır.

Nifas:

Doğum, yan doğum ve düşük sonrası kadının rahminden gelen kandır.

istihaza:

Hayız ve nifaslık hükümleri taşıyan sürelerin dışında kadının edep yerinden gelen kandır.

HAYIZ KANIYLA İLGİLİ HÜKÜMLER

Bir kadından gelen kanın «hayız» kanı olabilmesi için aşağıdaki nitelikleri taşıması şarttır.

1)       Belirli zaman: Kadınların bir buluğ, bir de adetten kesilme yaşları vardır. Şeriat, kadınların buluğa ermelerinde 9 yaşını hayız başlangıcı; 55 yaşını da hayızdan kesilme yaşı olarak belirlemiştir. Binaenaleyh bu sürelerin dışında görülecek kanlar, hayız kanı değil hastalık (istihaza) kanı olarak mütalaa edilir.

2)       Kanın tenasül organının dışına çıkması gerekir: Döl yatağından gelen kanın vücudun dışına çıkması şarttır. Binaenaleyh iç kısmında kalıp dışarı çıkmayan kan, hayız sayılmaz. ilgili yere tepilen beze veya pamuğa bulaşan kan, dışarı çıkmış kan hükmündedir.

3)              Kanın şu altı renkten birini taşıması gerekir:

  1. a) Siyah,
  2. b) Kırmızı,
  3. c) Sarı,
  4. d) Bulanık,
  5. e) Yeşil,
  6. f) Toprak rengi.

Bu hususta, kanın yaş iken taşıdığı renk mu ‘teberdir; kuruduktan sonra değişikliğe uğrayan renk nazara alınmaz. Mesela; bez veya pamuk ilgili yerden alındığında üzerindeki sıvının rengi beyaz ise, o hayız kanı değildir. Artık bu sıvı, bez üzerinde kuruduktan sonra rengi değişip sarıya dönüşse, bu değişikliğe itibar olunmaz.

4)      Kanın muayyen bir süre içinde görülmesi gerekir: Hayızın en azı geceleriyle beraber 3 gün, en çoğu da yine geceleriyle birlikte 10 gündür. 3 günden az bir süre görülen kan ile 10 günden fazla görülen kan hayız kanı olmayıp, hastalık kanıdır.

Hayız görme esnasında kanın sürekli gelmesi şart değildir, ara sıra kesilebilir. Fakat bu kesilme anlarında da yine kadın – kan geliyormuş gibi hayız sayılır, temiz sayılmaz.

5)      Kadının gebe olmaması gerekir: Kadın gebe kaldığında dölyatağının ağzı kendiliğinden kapanır. Bunun için, gebe kadınlardan gelen kan hayız kanı olmayıp bir hastalık belirtisidir.

İki hayız kesiti arasındaki en az temizlik süresi 15 gündür, fazlası için bir sınır yoktur. Çok uzun süre ve hatta hiç kan görmeyenler de olabilir.

İlk hayız görme:

İlk defa hayız görmeye başlayan ve kanı kesilmeyip devam eden bir kıza «mübtedie» denir. Böyle bir kızın, ilk defa kanı görmeye başladığı andan itibaren geceleriyle birlikte 10 günü hayız süresi, diğer 20 günü de temizlik süresi olarak hesap edilir. Kanı kesilmediği sürece her ay hesabını bu şekilde yapar.

Düzensiz adet görenlerin durumları:

Bazı kadınlar vardır ki adet görme günleri intizamsızdır; sürekli değişir, kimi ay 6; kimi ay 5; kimi ay 8, kimi ay 9 gün adet görürler. Adetleri bu şekilde düzensiz olan kadınlar ihtiyatla amel ederler. Yani en geç temizlendikleri süre olan dokuzuncu güne girdiklerinde yıkanır namazlarını kılarlar. Ramazan ayı ise oruçlarını tutarlar. Çünkü o gün gelmekte olan kanın bir hastalık kanı olması ihtimal dahilindedir. Ama bu gibi kadınlar, dokuzuncu gün bitmeden cinsel ilişkide bulunamazlar. Zira gelen kanın hayız kanı olması da muhtemeldir.

Düzenli adet görmenin tesbiti:

Bazı kadınlar vardır ki adet görme günleri intizamlıdır; her ay tam 10 gün görenler olduğu gibi tam 5 veya tam 6 gün görenler de vardır. Bunların adet süreleri böylece kesinleşmiş demektir.

Binaenaleyh, normal olarak adet süresi 7 gün olan bir kadın, bir hastalık neticesi kendisinden devamlı kan gelecek olsa, bu kadın her aydan 7 günü hayız, diğer günleri temiz sayar.

Adet günlerinin değişmesi:

Mu’tad adeti 5 gün olan bir kadın, peş peşe iki defa 8 gün adet görmeye başlasa, bu kadının adet günleri artık 5 değil 8 olarak hesap edilir. Aksi de mümkündür. Yani, 8 gün mu’tad adeti iken iki kere peş peşe 5 günde temizlenen bir kadının hayız günleri 5’e düşmüş olur ve 5 gün sonunda temizlenerek Dini vazifelerini yapmaya başlar.

Soru: Adet görme günleri belli olan kadınlar sürelerinin bitiminde kanları devam ederse ne yaparlar?

Cevap: Adet günleri belli olan bir kadının günü değişip kan görmeye devam ederse, burada iki durum ortaya çıkar:

1)      Kadının kanı hayız süresinin son sınırı olan 10 günde kesilir;

2)      Bu süre zarfında kesilmez, 12, 13 gün devam eder. Birinci şıkta, yani 10 günde kesildiği takdirde, kadının adet günü değişmiştir demektir. O günlerin hepsi hayız günleri sayılır. İkinci şıkta, yani kanın 10 günden fazla gelmesi halinde ise, eski adet günlerine dönülür. Diyelim ki, eskiden normal temizlenme süresi 6 gündü; işte bu durumda 6 gün hayız günleri kabul edilerek, diğer günlerdeki kanlar hastalık kanı sayılır ve o günlerin namazları kaza edilir.

Adet görme günü gelmeden kan görenlerin durumları:

Bir kadının adet günü gelmeden önce kan görse ve bu kan geçeleriyle birlikte 3 gün dolmadan kesilse, bir kaç gün sonra normal adet görme vaktinde yine kan gelmeye başlasa ve bu günler 3 gün ve 3 günden daha fazla, olsa; ilk gördüğü günlerle son gördüğü günlerin toplam sayısı – aradaki günlerle birlikte – 10 günden fazla olmazsa, bütün günleri hayız sayılır. Fakat bunların yekûnu 10 günden çok ederse, yalnız adet günlerinde gelen kanlar hayız kanı; diğerleri istihaza kanı sayılır.

Adet görme çağma geldiği halde göremeyen kızın durumu:

Böyle bir kız çocuğu 15 yaşına basıncaya kadar Dini emirlerden muaf sayılır. 15 yaşına bastıktan sonra adet görmese de, hükmen buluğa ermiş mütalaa edilerek Dinin tüm emirleriyle mükellef tutulur. Bu gibi durumlarda olanlara «mürahıka» dendiğini daha önce görmüştük.

Adet görecek çağa gelen, yani 9 yaşına basan bir kız çocuğu ilk defa kan gördüğünde namazını bırakır, orucunu erteler. Eğer bu kan geceleriyle birlikte 3 günden az bir sürede kesilirse, hayız olmadığı, gelen kanın hastalık kanı olduğu anlaşılır.

Hayız kanı beş ayrı hükümde esas tutulur:

1)      Boşamalarda, kadınların iddetlerinin (bekleme sürelerinin) sona ermesi, hayızla hesaplanır.

2)     Kadının, çocuğa hamile kalmadığı hayızla tespit edilir.

3)      On beş yaşından küçük kız çocuklarının buluğa ermeleri hayızla gerçekleşir.

4)      Kefaret oruçlarında peş peşe oruç tutma mecburiyeti araya hayız girmekle bozulmaz.

5)      Sünnet ‘e uygun şekilde boşamakla bidat (Şeriatın hoş görmediği) boşamaların arası hayızla ayrılır.

NIFAS (LOHUSALIK) KANIYLA İLGİLİ MESELELER

Nifas doğum neticesinde dışarıya çıkan kandır. Çocuğun uzuvları dışarı çıkmadan görülen kan, istihaza kanıdır. Bu kanın azı için muayyen bir gün yoktur. Bir saat bile olabilir, hatta hiç kan gelmeyebilir.

Nifas kanının en son sınırı 40 gündür, 40 günden sonra görülen kan istihaza kanıdır. Binaenaleyh, bu durumda olan birisi yıkanarak ibadetlerini yapmaya başlar.

Çocuğun bedeninin yarısından çoğunun çıkması, tam doğum hükmündedir.

İlk kez doğum yapan kadınların lohusalık süreleri:

İlk defa doğum yapan bir kadın, diyelim 20 günde temizlendi. Bu durumda yapacağı iş, yıkanıp ibadetlerine başlamasıdır. Bu kadın ikinci defa doğum yaptığında, birinci doğumunda 20 günde temizlendiği halde, bu ikinci doğumunda 20 günde temizlenemez ve kendisinden 40 günden fazla kan gelirse, ilk doğumundaki temizlik
süresi, yani 20 gün nifas kanı sayılır. Geri kalan günlerin namazlarını kaza eder.

Soru: Yapılan düşüklerle lohusalık gerçekleşir mi?

Cevap: Baş, el, ayak, parmak, tırnak ve kol gibi bazı organları belli olan düşüklerle nifas hali meydana gelir.

Yani böyle bir kadından – 40 günü aşmamak kaydıyla kan geldiği sürece lohusa sayılır. Fakat herhangi bir organı belirmemiş bir düşükle nifas gerçekleşmez, bu durumlarda görülen kanlar istihaza kanı sayılır.

Soru: Ameliyatla alman çocuklardan dolayı da nifas tahakkuk eder mi?

Cevap: Ameliyatla tabii yoldan alman çocuklarla da nifas hali meydana gelir.

Ama tabii yoldan alınmayıp da karın yarılarak alınır ve kan da karından çıkarsa nifas hali gerçekleşmez. Fakat kadının karnı yarılıp çocuk alındıktan sonra tenasül organından kan gelirse, bu durumda nifas hali gerçekleşir.

Nifas süresi içinde görülen temizlik halleri de nifastan sayılır. Mesela; 15 gün kan geldikten sonra 3 gün kesilse, sonra yine kan gelmeye başlasa ve 40 güne kadar sürse, bu günlerin hepsi nifastan sayılır.

HAYIZ VE NIFAS KANININ MÜŞTEREK HÜKÜMLERİ

1)      Hayız ve nifas halindeki kadınlardan namaz düşer. Bunlar, kanı gördükleri andan itibaren namazı bırakırlar. İşittikleri «Secde ayetlerinden secde de yapmazlar. Fakat tesbih çekip, zikir duaları okuyabilirler.

2)      Bu gibi kadınların oruç tutmaları da haramdır. Yalnız, temizlendikten sonra tutamadıkları oruçları kaza ederler. Hayız ve nifas kanları, kadının üzerinden namazı düşürürler ise de orucu düşürmeyip tutulmasını engellerler.

Nafile oruca niyet etmiş bir kadın gündüz hayız olsa, o orucu kaza etmesi gerekir. Yine nafile bir namaza başlamış iken hayız olan bir kadın, temizlendikten sonra bu namazı kaza etmesi icap eder.

Hayız ve nifas halindeki kadınlarla cünüp olan erkekler, camilere girip oturamazlar, bir kapısından girip diğer kapısından çıkamazlar (yani yol olarak da kullanamazlar. Çünkü camileri yol edinmek temiz olanlar için bile mekruhtur!) Camilerin damlan da cami hükmündedir. Ancak düşmandan kaçıp saklanmak gibi bir zaruretten dolayı mescide girilebilir. Bu durumda, hemen içeride teyemmüm yapılır ve öyle oturulur. Cenaze ve Bayram Namazlarının kılınması için yapılmış yerler camiden sayılmaz.

Hayız ile cünübün kabirleri ziyaret etmelerinde bir sakınca yoktur.

Hayız ve nifas halindeki kadınlarla cünüpler Kabe’yi tavaf edemezler, bu haramdır.

Yine, bu üç kimse bir ayetten de az olsa Kur’an okuyamazlar. Yalnız dua kastıyla olursa okuyabilirler.

Dua okumaları:

Hayız, nifas ve cünüplerin Peygamberimizden rivayet edilen duaları okumalarında, müezzinin sözlerini tekrar etmelerinde bir sakınca yoktur.

Hayız ve nifas halindeki kadınlar cünüp veya abdestsiz erkek ve kadınların Kur’an-ı Kerime el sürmeleri, dokunmaları haramdır. Ancak Kur’an-ı Kerim’e yapışık olmayan, ondan ayrı kılıf ve mahfazalarından tutabilirler.

Ayet yazılı paraları abdestsiz ele almak:

Hanefi Mezhebine göre, bir Müslümanın tam bir ayet yazılı bir levhayı, bir madeni, ayet yazılı bir parayı abdestsiz olarak alıp tutması caiz değildir.

Adet görmekteki kadınların Kur’an meallerini okumaları:

Hayız ve nifas halindeki kadınlarla cünüplerin Kur’an tercemelerine dokunmaları ve o tercemeleri okumaları tahrimen mekruhtur.

Çocukların Kur’an’a el sürmeleri:

Öğrenmek kastıyla olsun olmasın, iyiyi kötüden ayırabilen aklı başındaki çocukların Kur’an’ı abdestsiz tutmalarında bir mahzur yoktur. Çünkü çocuklar mükellef değildirler.

Kişinin özel koruma kılıfı takarak hayız ve lohusa olan hanımıyla oynaşması:

Hayız ve nifas halindeki kadınla cinsel ilişki haramdır. Erkek, göbekten diz kapağına kadar olan kısım hariç hayız ve nifas halindeki hanımıyla oynaşabilir, bunda sakınca yoktur. Ama göbek altıyla diz kapağı arasındaki bölgeye çıplak olarak veya vücut hararetlerini engellemeyecek ince bir örtü koyularak oynaşmak haramdır. Binaenaleyh erkekler için özel yapılmış korunma kılıfları da bu hükümdedir. Yani bunlar harareti geçirdiklerinden, böyle hallerde
kullanılmaları caiz değildir.

Bu Konuyla İlgili Bazı Meseleler:

  • Hayız gören bir kadının kanı 10 günden önce kesilirse, kadın yıkanmadıkça veya aradan tam bir namaz, (yani yıkanıp namaz kılacağı kadar bir süre geçmedikçe) vakti geçmedikçe cinsel yaklaşım helal olmaz. Ama kadın hayız süresinin en son sının olan onuncu günün sonunda temizlenirse, kadın yıkanmadan ve bir namaz
    vakti geçmesi beklenmeden zevciyyet muamelesi helal olur.

Hayız ve nifas halindeki kadına yaklaşmanın haram olduğunu bile bile bu işi yapanın tövbe ve istiğfar etmesi gerekir. Ayrıca bol bol sadaka vermesi mendûbtur, günahının bağışlanmasına vesile olur.

Gerek hayız ve gerekse nifas hallerinden kesildikten sonra yıkanmaz farz olur.

Adet görmekteki kadını yatağa almamak:

Adet gören kadının yatağını ve havlusunu ayırmak, sofraya almamak, Yahudilerin adetidir. İslam’da böyle bir şey yoktur.

Hayız gören kadının pişirdiğini yemek, dokunduğunu kullanmak, artığını içmek mekruh değildir.

İSTİHAZANIN HÜKMÜ

Hayız ve nifas kanları için çizilen sınırların dışında kadınların tenasül organlarından gelen kana «istihaza kanı» dendiğini yukarıda görmüştük. Yani istihaza kanı, hayız kanına nisbetle 3 günden eksik yahut 10 günden fazla gelen; nifas kanma oranla da doğumdan 40 gün sonra kesilmeyip gelen kandır. Aynca 9 yaşına girmemiş
kız çocuğundan gelen kan ile 55 yaşına basmış kadından gelen kan da istihaza kanıdır.

İstihaza kanı, diğer uzuvlardan gelen kan gibidir, sadece abdesti bozar. Eğer sürekli akarsa, öyle kadına «Sahibetü’l-özr (özürlü kadın)» denir. Böyle bir kadın, özürlüler için öngörülen şartlar çerçevesinde abdestini alır, namazını kılar, orucunu tutar. Evli ise, zevcelik vazifesini yerine getirir.

Kadınların özel halleriyle ilgili bilgilerin özeti:

  1. A) Adet görmekte olan kadınla doğum yapmış ve kendisinden kan gelmekte olan nifas halindeki kadına 8 şey haramdır:

1)      Namaz kılmak.

2)       Oruç tutmak.

3)       Kur’an’dan bir ayet okumak.

4)       Kılıfsız olarak Kur’an’a el sürmek.

5)       Mescide girmek,

6)       Kâbe’yi tavaf etmek,

7)       Cinsel ilişkide bulunmak,

8)       Göbeğin altından diz kapağına kadar olan kısma, kocasının çıplak teniyle dokunması.

  1. B) Cünüp olan erkek ve kadına da 5 şey haramdır:

1)       Namaz kılmak,

2)       Kur’an’dan ayet okumak,

3)       Kur’an’a el sürmek,

4)       Mescide girmek,

5)       Kâbe’yi tavaf etmek.

  1. C) Abdesti olmayan erkek ve kadına da 3 şey haramdır.

1)       Namaz kılmak,

2)       Kâbe’yi tavaf etmek,

3)        Kur’an’a el sürmek.

Kuranda Mümin Adamın Öyküsü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Yükleniyor...
Başa dön tuşu