İbadet

MEZHEP NEDİR?

Yemek Tarifleri

İbadet; Allah’a O’nun istediği şekilde saygı ve hürmet göstermek ve O’na kullukta bulunmaktır. İnsanların yaratılış gayesi Allah Teala’ya ibadet etmek içindir. Çünkü Zariyat Suresi 56. ayetinde: “Ben, cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” buyurur.

İbadetler, Allah Teala nasıl emretmiş, Peygamber efendimiz nasıl göstermiş ise o şekilde yapılır. İbadetler yapılış şekillerine göre üçe ayrılır:

1- Beden ile yapılan ibadetler: Namaz kılmak, Oruç tutmak bu tür ibadettir.

2- Mal ile yapılan ibadetler: Zekat ve Sadaka vermek bu tür ibadettir.

3- Hem mal hem de bedenle yapılan ibadetler: Hac ve Umre yapmak bu tür ibadettir.

MEZHEP VE MEZHEB İMAMLARI

 

MEZHEP NEDİR

MEZHEP NEDİR?

Tutulan yol, gidilen meslek anlamına gelen «mezhep» kelimesi, İslam’ın kapalı hükümlerini anlama ve yorumlamada, inanç ve ibadetlerle alakalı bazı fer’i meseleleri açıklamada farklı görüşlerin serdedilip savunulması sonucu ortaya çıkan Dini şubelerden her birine izafe edilmiş bir alemdir. Bugün Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat müntesiplerinin bağlı bulundukları dört Hak Mezhep vardır. Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleri. Türkiye Müslümanlarının büyük çoğunluğu Hanefi mezhebindendir.

Bu mezhebin ilkelerini usul ve kaidelerini uygulamışlardır.

EBU HANİFE:

Ebû Hanife künyesiyle anılan İmam-ı A’zam hazretlerinin adı Nu’man’dır, babasının adı da Sabit’tir. Hicri 80 (M. 699) tarihinde Kûfe’de doğmuş, H. 150 (M. 767) yılında Bağdat’ta ölmüştür. Hanefi Mezhebinin kurucusu ve imamıdır. Babası Sabit çocukluğunda Ali radıyallahü anh hazretlerine hizmet ederek hayır duasını almıştır.

İmam-ı A’zam’ın «Ebu Hanife» (Hanife’nin babası)» künyesiyle anılması iki şekilde yorumlanmıştır:

a) Iraklıların kullandığı «Hanife» denilen bir yazı hokkasını sürekli kullandığı için bu künye ile anılmıştır.

b) Veya İslam Dinine gönülden bağlı müminlerden bir zümrenin imamı olup, onların manevi pederleri makamında bulunması cihetiyle bu künyeyi almıştır.

Ebû Hanife hazretleri, önceleri hem ipek ticareti yapıyor, hem ilimle meşgul oluyordu. Daha sonra bütün mesaisini derse ve fetvaya hasreder. Üstün bir zekaya, kuvvetli bir mantık ‘a sahipti; sesi gür, çehresi güzeldi. Abid ve zahitti. İpek tüccarlığından sağladığı kazançlarıyla, kendilerini ilme vermiş zatların ihtiyaçlarını karşılar ve «İhtiyaçlarınızı görün, bunun için bana teşekkür etmeyin, Allah’a hamt edin.» derdi.

Oğlu Hammad’a Fatiha suresini güzelce öğreten hocaya beş yüz dirhem hibe eder. Ki o devirde bir dirhem’e bir koç satın alınırmış. Öğretmen, bir tek Fatiha suresini öğretmesi karşısında bu meblağı fazla bulunca, Ebu Hanife rahmetullahi aleyh: «Oğluma öğrettiğin şeyi küçümseme, yanımızda daha fazla para olsaydı Kur’an’a hürmeten onu da sana verirdik.!» buyurur.

Mezhep imamları arasında Allah Rasûlü’nün sahabelerini görme bahtiyarlığına eren tek imam Ebû Hanife hazretleridir. Bu vesile ile O, Peygamber (s.a.v.)’in: «İnsanların en hayırlıları, benim zamanımdaki Müslümanlardır. Onlardan sonra da, onların ardından gelenlerdir.» hadisinde medh ü sena buyurduğu ikinci nesilden olma şerefini kazanmıştır.

İmam-ı A’zam hazretleri bereketli bir çağda, mübarek bir nesil arasında yetişmiş, sahabelerin pek çoğuyla arkadaşlık kuran ve onların feyizlerinden hakkıyla yararlanan Tabiin’in (sahabeleri gören kuşak) büyüklerinden ilim, bilhassa hadis ve fıkıh öğrenmiştir. İlim ahzettiği zevatın sayısı dört binden çoktur. Kendisinden de bir çok zat ilim öğrenmiştir. Bunlar arasında sivrilip «Müctehid-i mutlak» unvanını elde eden üç büyük sima vardır. Bunlar: İmam Ebu Yûsuf, İmam Muhammed ve İmam Züfer’dir.

İMAM EBU YUSUF

Adı Yakup’tur. Babasının adı İsmail’dir. Ulu dedesi Habte oğlu Sa’d radıyallahü anh Medineli sahabelerdendir. Pek genç olmasına rağmen Hendek harbinde büyük yararlıklar göstermiştir. Bunun için de Peygamber (s.a.v.) huzuruna çağırarak arkasını okşamıştır. İmam Ebu Yusuf her zaman: «Bu okşamanın bereketini ailemiz arasında hissediyorum» dermiş.

İmam Ebu Yusuf Hicri 113’de Küfe’de doğmuş, 182 veya 192’de Bağdat’ta ölmüştür. Önceleri ünlü fakih İbn Ebi Leyla’nın derslerini izlerken, bilahare İmam-ı A’zam hazretlerine intisap etmiş ve tam yirmi dokuz sene o büyük imamdan feyiz almıştır. Pek çok eser kaleme almıştır. imam-ı A’zam’ın koyduğu usul dairesinde ilk eseri O yazmıştır. Ne yazık ki bugün, bunlardan pek azı bize kadar ulaşabilmiştir.

Bunlardan bazıları şunlardır:

a) el-Asar Bu eserinde Fıkıh ilminin delillerini serdeder.

b) İhtilaf-ı İbn Ebi Leyla ve Ebi Hanife. İmam-ı A’zam ile İbn Ebi Leyla’nın görüş ayrılıklarını, ihtilaf ettikleri mes’eleleri kap sar.

c) er-Redd ala Siyeri’l-Evzai.

ç) Kitabü’l-Haraç. Bu eserini Halife Harun er-Reşid’in isteği üzerine yazmıştır.

Bunların dışında namaz, zekat, oruç, feraiz ve muamelat ile alakalı daha pek çok eser yazmıştır. İslam’ın altın çağında, İslam ülkelerinin başkenti Bağdat’ta uzun seneler «Kadı’I-Kudat» Unvanıyla görev yapmıştır. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

İMAM MUHAMMED

Muhammed eş-Şeybani. Künyesi; Ebû Abdullah’tır. Babasının adı Hasan’dır ve büyük zengindir. Aslen Şamlıdır. İmam Muhammed Vasıt’ta doğmuştur. Bilahare ailece Küfe’ye yerleşmişlerdir.

İmam Muhammed zeki, hafızası kuvvetli biriydi. Ailesi zengin olduğundan bütün vaktini ilme hasretmiş, o devrin ilim ve kültür merkezi sayılan Kûfe’de yetişmiştir. Fıkıh ilmi sahasında imam Muhammed’in eserleri umde (ana)
kaynaklardır. Din ilimlerine dair doksan dokuz kitap te’lif ettiği söylenir. el-Mebsût, ez-Ziyadat, el-Camiul-Kebir, el-Camiu’s-Sagir, es-Siyerü’l-Kebir, es Siyeru’s-Sagır adlı eserlerindeki meselelere «Zahirü’r-Rivaye»; bu kitaplara da «Kütüb-ü Zahiri’r-Rivaye (Zahiri rivaye kitapları)» denir.

Hikaye edildiğine göre İmam Şafii, İmam Muhammed’in «elMebsût»unu ezberledikten sonra «el-Ümm» adlı eserini te’lif etmiş. İmam Şafii’nin: Muhammed b. Hasan’dan bir deve yükü ilim aldım, O’ndan akıllı birini görmedim» sözü meşhurdur. İmam Muhammed H. 189’da «Reyy»de rahmet-i Rahman’a kavuşmuştur.

İMAM ZÜFER

Ebü’l-Hüzeyl ve Ebû Halid künyeleriyle anılır. Babasının adı Hüzeyl’dir. Hicri 110 tarihinde «İsfahan»da doğmuştur. Öğrenim çağında Küfe’ye gelir ve burada ilim halkalarına iştirak eder. Yirmi seneyi aşkın bir süre İmam-ı A’zam’ın derslerini, takrirlerini izler ve en seçkin üç öğrencisinden biri olur. Kıyas kabiliyeti müthiştir. Hatta bu İstidadı darb-ı mesel haline gelmiş, birisini ta’rif ederlerken:

«Züfer’den daha baskın bir kıyasadır!» derlermiş.

İmam-ı A’zam’a İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’den daha önce intisab etmiştir. Ebu Hanife’nin vefatından sonra oluşmakta olan Hanefi Mezhebinin başına O, Onun ardından İmam Ebu Yusuf, O’nun ardından da İmam Muhammed geçmiştir.

İmam Züfer, abid, zahid, dünyaya metelik vermeyen bir zattır. Öldüğünde evinin tüm eşyasına üç dirhem kıymet biçilmiştir. Hicri 158’de Basra’da vefat etmiştir. Rahmetullahi aleyh. Hanefi fıkhında İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed «İmameyn (İki imam)» veya «Sahibeyn (İki arkadaş)» diye anılırlar.

Mezhebimiz Hanefi Mezhebinde ihtilaftı bir meselede, önce İmam-ı A’zam’m içtihadına başvurulur. Eğer imamın meselede bir içtihadı tespit edilemezse, bundan sonra sırasıyla İmam Ebu Yusuf un, İmam Muhammed’in ve bunun ardından da İmam Züfer’in içtihadına müracaat edilir.

Bugün yeryüzünde yaşayan Müslümanların çoğu Hanefi Mezhebinin salikleridir. Irak, Hint, Çin, Afganistan. Bülûcistan, Mısır ve Türkiye’deki Müslümanların kahir ekseriyeti Hanefi Mezhebindendir.

İMAM MALİK

Maliki Mezhebinin kurucusudur. Künyesi Ebu AbduIIah’dır. Babasının adı Enes’tir. Yemen kabilelerinden «Beni Esbah» kabilesinden ve Himyeri’lerden bir hükümdar hanedanındandır. imam Malik, Hicri 93 (71 l-712)’de Medine’de doğmuş burada yetişmiş, İslam’a hicret yurdunda, Peygamber (s.a.v.)’in ağuşunda hizmet sunmuş, yine H. 176’da (792) orada ölmüştür. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

Adıyla anılan Mezhebi Hicaz’da, Yemen’de, Mağrib’te, Bingazi’de yayılmıştır. Tunus ile Fas’ın resmi Mezhepleri Maliki’dir.

İMAM ŞAFİİ

Şafii Mezhebinin kurucusudur. Adı Muhammed, künyesi Ebû Abdullah’tır. Babasının adı İdris’tir. 150 hicri tarihinde (767) Gazze veya Askalan’da dünyaya gelmiş, hicri 204 (819) yılında Mısır’da ölmüştür. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. İmam Şafii hazretleri, nesepçe Kureyşli’dir yani Peygamber (s.a.v.)’in kabilesindendir. Büyük dedesi Şafii, gençliğinde Allah Rasûlünü görmüştür. O’nun babası Sabit de Bedir harbinde İslamiyet’i kabul etmiş bir sahabedir. İmam Şafii İslam’a pek büyük hizmetler etmiş, Mezhebi doğuda ve batıda yayılmıştır.

İMAM AHMED B. HANBELİ

Mevcut dört Hak Mezhepten dördüncüsünün kurucusudur. Künyesi; Ebu Abdullah’tır. Babasının adı Muhammed’dir. İmam Ahmet hicri 164 (780-78 l)’de Bağdat’ta doğmuş, 241’de (855) yılında yine orada ölmüştür. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. İmam Ahmet ilim yolunda pek çok yolculuklar yapmış, Kûfe’ye Basra’ya, Mekke-i Mükrime’ye Medine-i Münevvere ‘ye, Yemen’e Şam’a, el-Cezire’ye, İran’a, Horasan’a gitmiş, devrinin en parlak ilim merkezlerini dolaşmıştır. Babası «Serhas» valisiydi.

İmam Ahmet’in ezberinde bir milyon hadis-i şerif bulunduğu rivayet edilmiştir. «Müsned-i Ahmet b. Hanbel» adlı hadis kitabı meşhurdur. Kendisi abid ve zahid idi; dünyaya önem vermez, fakir halde yaşamayı bir nimet sayar ve: «İnsana az mal yetişir de çok mal yetişmez!» derdi.

İşte, bu dört imamın mezhepleri kitap sünnet, icma-i ümmet ve kıyas üzerine kurulmuştur. Biz, bu dört esasa: «Edille-i şer’iyye» diyoruz.

 

Ehli Sünnet Vel Cemaatin İnanç Esasları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Yükleniyor...
Başa dön tuşu